Rüştü ile gün güzel


07.04.1996'da Kayseri'de Fenerbahçe'nin Kayserispor'u 3-1 yendiği maçın yazısıdır.


OĞUZ takımın içinde olup futbolda olmayınca, Fenerbahçe’nin Kayserispor önündeki sonuç sıkıntısı İstanbul trafiği gibi çekilmez bir hal alıyordu.

Fenerbahçe’nin maçın ilk 15 dakikasında oyunun sonucunu değiştirecek pozisyon bereketi, bitirici hareketlere Sarı – Lacivertli oyuncular inançsız darbeler koyunca, maçın sonucu başladığı gibi yürüdü.

Fenerbahçe ağır oynuyor, hem takım halinde hem de ferdi becerilerde beklenen verimin çok aşağısında bir grafik çiziyordu. Buna karşılık Kayserispor düşme hattındaki yoğun ızdırabı, ayak ve vücutlarında hiç hissetmeksizin özellikle defansında etkili bir duvar kuruyor ve Fenerbahçe’nin oyun başında kurduğu yalancı maç hakimiyeti ile gerçekleştiremediği gol manzaralarını savuşturuyordu.

* * *

Fenerbahçe’nin devre biterken Tayfun’un ayağından 1-0 ileri geçmesi, arkasından penaltıdan Kayserispor’un beraberliği yakalaması, maçın elektriklenmesinden başka hiçbir şeye yaramadı.

Basın tribünü ile hemen önündeki numaralı tribünlerin heyecanı birbirine karıştı. Karşıki açık tribünün en güzel yeri jandarma ve polislere kalan bir kurtarılmış bölge oldu.

Etnik virüs ve ayrımcılık bir tek futbola girmemişti, şimdi oraya da bulaştı.

Fenerbahçe maçın ilk devresinde takımca en ölü maçlarından birini oynadı. Hele Kemalettin, Serkan, Atkinson, Bülent ve Boliç, sanki Fenerbahçe’nin iddialı top ekibinde değil, üçüncü ligin klasman dışı bir takımında oynayan kadavralar gibiydi.

Kayserispor aklı başına sanki Fenerbahçe ile gelmiş bir küme düşme balkonundaki takımdı. Şimdiye kadar direnmediği ve kuzu kuzu başını uzattığı lig sonuçlarına karşı sanki Fenerbahçe’den 15 puan alacak bir kavga ve iddianın ekibi oldu.

* * *

Fenerbahçe bu maçı kazandığı için, kaleci Rüştü’ye hızır kurtarışlarından dolayı teşekkür etmelidir.

Dünkü Kayserispor oyunu şunu gösterdi ki, Rüştü Galatasaray ile Altay maçlarında direk dibinde olsaydı, şimdi “Şampiyon olur mu olmaz mı” diye bin fallı bir tahmin tablosunun önüne çöreklenmiş Fenerbahçe taraftarı için, bu güneş doğmuş olacaktı.

Fenerbahçe’nin Erol, Boliç, Serkan’ı çıkarıp, yerine H.İbrahim, Aygün ve Aykut’u alışı sahada dolaşan oyun kanını ne değiştirdi, ne de taze bir akışı hızlandırdı.

Kayserispor yenik bitirdiği oyunda, en az rakibin attığı iki üç golden fazlasını kaçırdı. Fenerbahçe üç puanı alırken, Rüştü duasına çıkması gerekirdi dün.

Boliç değiştirilirken, öbürleri gibi sadece pistte yürümedi.

Hiç olmazsa bu adımlarda birinci galibiyet golünün sermayesi vardı.

Aygün’ün düşürülmesinden verilen penaltıyı doksan dakika hiçbirşey oynamayan Bülent’in çok sert bir plaseyle filelere göndermesi son anda patlayan bir sarı – lacivertli tabanca idi.

İSLAM ÇUPİ
(08 Nisan 1996, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.