Torino Rüyası

AVRUPA süper liginde “bavulumuza” çeyrek hayal ümitlerini koyarak, geçen hafta dört günlüğüne İtalya’nın Torino kentine uçtuk, Fenerbahçe ile…

Sanayileşmiş yedi Avrupa ülkesinden biri olan İtalya, bu top denen “profesyonel stad işkolunda” ihtiyar kıtanın sıralamasında başı çekiyor.

Avrupa’nın ortası ve kuzeyi, buna kraliçenin “odasını” da ekleyin futbol olarak en “çorak” yıllarını yaşarken, kıtanın Akdeniz’e bakan yüzü “toptan olma” bir fiesta Long – Play’i ile çınlıyor.

İtalya İspanya Fransa ve Portekiz gibi ülkeler, kalkınma ve refah hızları hangi “kilometre ibresinde” durursa dursun, “futbol borusunu” en gür çalan ülkeler günümüzde…
***
Bütün bu ülkelerin büyük ekiplerinde görüldüğü gibi, Juventus ta İtalya’nın “et yığını ve sinir ağı” diye tarif edilen futbol takımı kavramının üstüne sıçramış, “mekanize bir robot” a dönüşmüş.

Nasıl bir futbol seferberliği bu…
Adam ne zaman uyuyor, ne zaman istirahat ediyor, ne zaman gıdalanıyor belli değil…
İnsan ayaklandığı an, ya idman sahasında, ya stadta maçta…

Takımın aslisi ya da yedeği hiç fark etmiyor, “teknik göz” böyle bir yoklamada tesbit yanılgısına düşer…
Futbolcu hangi maçta görevlendirilmişse, o oyuna yeten “bir randımanı veriyor” mutlaka…

Fenerbahçe ile oynayacağı akşam Juventus’un “haftası” şöyle… 5 gün önce ligde maç, 3 gün önce Japonya’da kıtalar arası şampiyonluk oyunu, çarşamba gecesi süper ligde “bir çerez “yemece, müteakip cumartesi çizme liginde bir müsabaka daha…

Türkiye’de adı futbolcudan öte “stara” çıkanların İtalyan kulüplerine niye gitmek istedikleri, veya gidenlerin 3 ay içinde “sıla hasretini” bahane ederek dönmek için bavul hazırlamaları, futbol profesyonelliğini “engizisyon” haline getirmiş İtalyan modelinden kaynaklanmaktadır.
***
Bir ülke ki futbol profesyonelliğini “alabildiğine kolay ve çok oynamaya” bina etmiş İtalya, bir ülke ki futbol profesyonelliğini “angarya bir mecburiyete” inşa etmiş Türkiye, eğer kura cilvesi yerine tercih olsa sittin sene biribirleri ile yüz yüze gelemezlerdi.

Ama kura Juventus ile Fenerbahçe’ye bu yıl bir santrada iki defa el sıktırdığında görüldü ki, trafik, stad, kulüp şamblonu, hizmet ve futbolcu profesyonelliği yönünden büyük ve kapanmaz farklar var.

İtalya lehine ve Türkiye aleyhine…
Bir futbol koşusudur bu, dünya durdukça sürecek…
Bir gün bu mesafeyi kapatırız. Eğer tık nefes olmazsak…

İSLAM ÇUPİ
(10 Aralık 1996, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.