Rıdvan Dilmen ve Veselinoviç


9.02.1997'de Fenerbahçe'nin Galatasaray'ı 3-2 yendiği maçtan sonra


BİR tarafta “teknik direktörlük ununu eleyip eleme aletini duvara asmış” Fenerbahçe’nin eski tanıdığı Veselinoviç yani Veysel, büyük futbolculuğundan başka “takım yönetme” silahı olmayan Rıdvan Dilmen, altyapıda antrenörlüğün “ilkokuluna” giden İsmail Kartal…

Öteki tarafta diplomanın “hassosu” ve futbol beynelmilelliğinin “bin yaprak pasaportlu” dosyasını taşıyan Fatih Terim, tüm antrenörlük derslerini yuttuğu için” diplomalarla ev duvarları dolmuş Bülent Ünder, Müfit Özkasap ve Eser Özaltındere..

Yani bir tarafta ümmi Fenerbahçe, öteki tarafta ilmi ve bilimsel Galatasaray…

Bu Türkiye’nin tek derbysi” için benden bir tahmin istense idi, “ilim ve bilimden” yana olurdu, tercihim…
***
Ama hepimizden “en Fenerbahçeli” olan üstad Hasan Pulur gibi yazmazdım.

Yani “Veliefendi Dereağzı’na taşındı” gibilerden iğneli kelimeler kullanarak… Çünkü Andre Gide ve Oscar Wilde de yaşayan canlılar olarak sağlıklı erkekler değildi, ama ikisi de dünya çapında yazarlardı.
Demek kıç başka, kafa başka…

Ama Galatasaray’ı yenme başarısı gösteren “üçü bir yerde” Rıdvan Dilmen, Todor Veselinoviç ve İsmail Kartal’ın ilim dışı kişiliği Fenerbahçe’yi nereye kadar götürür?

O soru, “ya şampiyonluğa ya başka bir yere” diye özetlenecek cevabın içindeki bir nokta değildir.
Lazaroni’nin mevsim başından beri takımın içine soktuğu “bir ileri iki geri” korkaklığının, Brezilyalı’nın kendi ülkesinin estetik kavramı ve “futbol filminin” karelerini inkar edici büzülmesinin, Rıdvan Dilmen, Todor Veselinoviç ve İsmail Kartal tarafından “bir maçta finito” denilmesidir.

Bu Avrupa’nın bir moda ve futbol ülkesi olan İtalya’da iki kulüpten kovulmuş Lazaroni’nin, aynı akibete üçüncü kere üçüncü dünya ülkelerin birinde” uğraması doğallığıdır.
***
Galatasaray galibiyeti mevsim başından beri soyunma odasına bir “tutarlı futbol lafı” taşımayan, yedek kulübesinde futbol maçı yerine “tazı yarışı” seyretmenin huşu ve keyfiyle oturan Lazaroni’ye karşılık Rıdvan Dilmen ve Todor Veselinoviç’in soyunma odasına taşıdığı “onur meşalesi” ve yedek kulübesine yığdığı maçı takımla birlikte oynama” armonisi ve inancıdır.

Lazaroni bir yıldan beri Fenerbahçe soyunma odasına “süper markete” giren bir alışverişci gibi giriyor, yedek kulübesine teknik direktör olarak değil, “çim bakımcısı” yeşilciliği ile oturuyordu.

Rıdvan Dilmen ve Todor Veselinoviç kendi dönemlerinin en usta iki futbol devi idiler.

Onların soyunma odasına taşıdığı “futbol zenginliği ve motivasyon gürlüğü” ile yedek kulübesine götürdükleri “oyunculara aşı” malzemesini, en iyi tüm gençliği soyunma odasında “alkol canfre” koklamakla geçen sütundaşım Erdoğan Şenay bilir.

 

İSLAM ÇUPİ
(11 Şubat 1997, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.