İthal patentli şampiyonlar

Turgut Özal ‘ın yoksul Bulgar’a hayli “yeşil” vererek, sahiplendiği Naim Süleymanoğlu ile Halter’i “milli spor” yaptık ve Türkiye’yi, olimpiyatta olmayan Türkiye’yi, 12 yıl “dünya gönderine” çektik.

Allahı var. Naim Süleymanoğlu’nun “reklam silahı” olarak Türkiye konusunda yaptığı büyük propagandayı 600 yıl hüküm süren “Osmanlı tarihi” yapmadı.

12 yıl sonra “patronumuz bir” HÜRRİYET refikimiz Bulgaristan’dan bu kez bir boksör getirtti.
Adı Serafim Todorov olan ve “Spor defterinde” 3 Avrupa, 3 dünya şampiyonluğu ile Atlanta Olimpiyat ikinciliği yazan “spor zatına” hoşgeldin diyoruz.

Sonra başlıyorum “bu haber hikayesinin” içindeki sivrilikleri düzeltmeye…
***
Bir kere “doğu bloku” hem mekan hem konfor olarak önce çatırdayıp akabinde “tuzla buz” olduktan sonra, artık oradan buraya düşen adama; “kaçtı, iltica etti” denmez sadece geldi denir.

Serafim’in gazetedeki fotoğrafına bakıyorum. Saç dökülmeleri alnının iki tarafından içeriye “bir koy” gibi girmiş. Yüzündeki yorgunluk ve bezginlik “gençlik aynası” değil.

3 Avrupa ve 3 dünya şampiyonluğuna diyecek yok. Ama 1996 Atlanta Olimpiyatları’nda dünya ikinciliği “spordaki sonunu” mu işaret ediyor.

Fakat “nüfus kağıdı farkını” dikkate alırsak, Serafim Todorov yaşı ile Naim Süleymanoğlu’nun yaşı Türkiye’ye ayak bastıkları an, “eksi 12 ile artı 12” arasında bir orantı ihtiyarlığını sürdürmektedir.

Bundan sonra Serafim Todorov’un “derece bolluğu” olarak Naim Süleymanoğlu ile “madalya idrarı” yapması, hele üst üste üç olimpiyatta şampiyon olması, hayalden öte bir görüntüdür.
***
Spordan sorumlu devlet bakanının Serafim Todorov’un seceresinin “Kesin aydınlığı” belli olmadan Bulgar sporcuyu “soydaş diye bağrına basması” , ya politikacının aceleye getirilmiş bir gösteri startıdır, ya da Şeker’in çok çocuklu bir aileden gelmiş olmasının büyüttüğü bir babalık duygusudur.

Çünkü cinsiyetleri açık seçik ortaya koyucu “bir araç” yok elimde ama, kendi gözümün yalancısıyım.
Serafim Todorov’un “esmerliği ve vücudunun bol kıllı oluşu” bana Türk asıllı bir insandan çok, romanı çağrıştırıyor.

Sayın Bahattin Şeker “erken sarılışta” bir Türk asıllı Bulgarla kucaklaşmışsa mesele yok, ama romana toslamışsa hem partisi hem tesbihine “büyük ihanet” etmiş olur.

İSLAM ÇUPİ
(25 Şubat 1997, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.