G.Saray nedir ne değildir ?

GALATASARAY ‘ın Türkiye liginin bitimine “yüzde otuz” kala Gençlerbirliği’ne verdiği iki puan, Bursaspor’a Bursa’da yenilip 3 puan bırakan Trabzonspor’un şampiyonluk ihtimalini “tekrar yapıştırdı” , maçlarını farklı kazanan Beşiktaş ve Fenerbahçe’nin “takip nefeslerini” ense köküne yaklaştırdı iyice…

Hakan’ın “kart cezalısı” olarak bu maç takımın içinde olmayışı, Galatasaray’ın hangi “pırlantadan” yoksun oluşunun bir belgesi sayılmalıdır.

Pres yapıp rakibinin rahat top kullanma imkanını ortadan kaldıran, 90 dakika çapraz koşular uygulayıp rakip defans yerleşimini “adresi şaşkın” bir konuma sokan Hakan’ın, ligin “finiş oyunlarında” ekibi için ne denli “tek tabanca oluşunu” Gençlerbirliği maçı bir kere daha kanıtladı.

***

16 maçlık bir ilk devre “bilançosu” içinde 7 puan kaybeden Galatasaray’ın, “rakiplerin kuvvet dengesinde” herhangi büyük değişim olmamasına rağmen ikinci yarının ilk 8 maçında kayıplarını onbire çıkarması, hem yönetimin tavrı yönünden hem teknik heyetin “envanteri” bakımından, moral ve motivasyon birikiminin değişkenliği ve “kulüp sosyal hayat” bağları yönünden irdelenmelidir, açık açık…

Yönetimin kendi tabanı ile basına koyduğu “Galatasaray’ı gösterme özgürlüğünü” kısıtlama, özellikle alınan şok sonuçlardan sonra, kendi “seyirci tabanınca” büyük tepkilerle karşılanmaktadır.

Yönetimin sigorta alışveriş merkezleri ve mal satma konusundaki girişimleri, “futbol takımı ve şampiyonluk” diye düşünen tabandaki çoğunluk indinde, utopik bir fikir olarak yorumlanmaktadır.

Kazancının son kuruşunu maç biletine yatıran Galatasaray tüketimcisine “şampiyonluk” dışında hangi lüks dünyayı sunsanız cevabı iki kelime olacaktır.

“Bana ne !..”

***
Simoviç’ten sonra “Galatasaray ağırlığını” kaldıracak tek kaleci alınmamıştır.

En gerideki defans bloğunun tek topu oynamadaki “yön ve dakika” çelişkisi devam etmektedir. Gençlerbirliği maçındaki “Vedat örneği” bu hatanın son karesidir, şimdilik…

Ligin ilk yarısında “Galatasaray görüntüsündeki” sahanın her noktasını ölümüne presleme, rakibinin her teşebbüsünü başlarken frenleme, çabuk değişik yönlere oynama ve çabuk düşünme ilkesi, rakiplerine “Galatasaray’ın elinden kurtulamazsın” diye anons edilen oyun teröründen eser kalmamıştır.

Orta sahada Galatasaray’ın “sonuç horozları “Tugay ve Suat, ilk devrede uyguladıkları futbolun “derinlik oyunu” olduğunu unutup, bol yan ve geri toplarla kendi isimlerini en göz boyamacı şekilde cilalamaktadır.

Fatih Terim’in saha dışı teknik direktörlüğü ile Hagi’nin saha içi teknik direktörlüğü koca birinci devre uyum içinde gittikten sonra, şimdi “düşman kardeşler” filmini çevirmeye mi yeltendiler ?

İSLAM ÇUPİ
(04 Mart 1997, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.