Bahtsız gece


9.3.1997'de Fenerbahçe'nin sahasında Ankaragücü ile 1-1 berabere kaldığı maçtan sonra.


ANKARAGÜCÜ , Bozinoski ile Avni Aker Stadı’nda Trabzon’a attığı ilk gole benzeyen bir kopya ile başlamıştı dün akşamki Fenerbahçe maçına.

Rüştü’nün kollarının arasından yediği gol, ya idman azlığından ya uzun süre kalecilikten mahrum kalma bir hamlıktan ya da şöhret ağırlığından kaynaklanıyordu.

Oyunun kaderini az adamlı kontratağa bırakıp kendi kalesi önünde bir savunma kalabalığına terkeden Ankaragücü karşısında Fenerbahçe kırk beş dakika ne yapmıştı ?

Sanki Antalyaspor önündeki ilk yarının benzerini oynayan Fenerbahçe, çok verimsiz ve hiç bir gol pası üretemeyen bir orta saha ve iki hareketsiz forvet ucu Boliç ve Kostadinov’la bir sonuç çıkıntısına girmişti.

Kemalettin ve Okocha’nın önderliğindeki orta sahasında ne rakibin savunma birikintisini dağıtacak savunma ustalığını gösteriyor ne dışlarda İlker ve Erol’la ikinci açıklık diye bir fazlalığı deniyordu.

Üstelik kulübenin yaptığı Tarık – Tuncay değişikliği ikincisinin maç boyu süren verimsizliğine bakıldığında hiç bir oyunda kullanılacak bir rest değildi.

Radar ayak Okocha’nın devrenin başında attığı frikik golünden sonra coşan bir Sarı – Lacivertli 20 bin kişilik kalabalık, Ankaragücü’nü tribünde ablukaya almış ve maç dengeleri Fenerbahçe adına korkunç bir sapma göstermişti.

Ama Fenerbahçe ikinci yarının tümünde hakim oynamasına rağmen ve elde ettiği gol pozisyonlarını telaşı ve sıkıntı yüzünden kaçırırken Ankaragücü sistematik bir kontratak ağı kurarak Fenerbahçe’nin üstüne gidiyor ve tartışılan bir penaltı bile kazanıyor, ama penaltıyı Rüştü çıkararak belki ilk goldeki muhteşem hatasına muhteşem bir kurtarışla cevap veriyordu.

Fenerbahçe bütün bu gol nimetlerini inanılmaz vuruşlarla dışarı gönderirken, Ankaragücü Avni Aker’de

Trabzonspor’a karşı yaptığını yapıyor ve Fenerbahçe’yi şampiyonluktan uzaklaştıran sonuçla sahadan çıkıyordu.
Antalya maçının 5 – 0’ı ve dün akşamın Ankaragücü 1 – 1’i… Bu futbola istikrar denebilir mi?

İSLAM ÇUPİ
(09 Mart 1997, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.