Futbolumuzun dünü bugünü

TÜRKİYE “ihraç kotasına” yıldız futbolcu koyamadığı sürece, bu oyunda evrensel boyutlara erişmesi mümkün değildir.
Türkiye’de “erkek çocuk” futbol oynamak için doğar. Çocuk elini ayağını bir “oyuna sürme” ihtiyacına erince, mutlaka şehirlerde kalmış bir açıklıkta meşin yuvarlağın peşinde sihirlenir.

40 yıl 50 yıl önce “ailenin büyükleri” erkek çocuklarının futbolcu olmasını istemezlerdi.
“Okumak ve adam olmak” ailelerin bir numaralı hedefi idi, çocukları için… Futbolcu olmak “serseriliğin ilk aşaması” idi ve bu etabı yeni “delilikler” takip ederdi.

Çünkü yarım asır önce, “çuval çuval” para yoktu futbolcuya…
***
Şimdi durum “tersine” dönmüştür futbolcu için…

Türkiye’de hiç bir iş kolu “futbol” gibi kısa sürede bu kadar “para yumurtlamamakta” ve bu işi yapanı dört beş yılda milyoner veya trilyader edememektedir.

Yarım asır önce çocuğu futbol oynadığı için horlayan hırpalayan “aile büyükleri” , şimdi topu milli piyangonun üstünde bir “servet kasası” görmekte, futbol sahalarına yönelen evlatlarını dışlamak yerine teşvik etmektedir, bilakis…

Babalar şimdi futbolu “bir koy on al” diyen bir fırdöndü aletinin yüzbin kat önündeki “ikramiye çıkaran” bir araç olarak görmekte, hiç niyetli olmayan erkek çocukları bile, “topa” sevketmek için çeşitli vesilelere “çanak” tutmaktadır.

Benim gözlemim şudur…
50 yıl önceki nesil “ana – baba uyumu” bakımından, şehirlerin oksijen ve yeşillik oranında daha “özgürcü olması” yönünden, futbolculuk daha kalite ve usta işi ürünler verirdi.

Şimdi akraba evlilikleri ve göçlerin sebep olduğu “karışık nikahlar” ,üstüne üstlük şehirlerin hem arsa hem oksijen olarak müthiş bir gerilemeye uğraması, “futbolcu modeline” müthiş bir erozyon getirmiştir.
***
Türkiye yabancı oyuncu ve antrenör konusunda daha “akli bir sınırlandırma” kullanmazsa, mevcut futbol okulları ve alt yapı tesislerine bina ve bol saha dışında “daha doyurucu” bir eğitim müfredatı koyup kaliteli mal üretmezse, biz futbolda ülke olarak ne evrensel bir iddiacı oluruz, ne de “ihraç kotasına” futbolcu koyabiliriz…

Bu neslin “Avrupa’ya gitmeye en layık oyuncusu” Sergen’e bakınız.

Kıyafet olarak, lisan olarak, futboldaki form ve ciddiyet olarak “Trakya dışına” çıkma gibi “bir adım atma” niyeti var mı ?..

Yok gibi…

Çünkü Türkiye’nin futbolcu olarak en yüksek parasını alıyor. Hem “top” oynuyor, hem dilediği gibi gezip tozuyor.

İdmana istediği zaman çıkıyor, çıkmıyor.

Ne yapsa ne yapmasa Türkiye’nin futbolda “kral” adamı…

Enayi mi ? Türkiye dışına çıkıp “vatandaşlık” arasın…

İSLAM ÇUPİ
(18 Mart 1997, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.