F.Bahçe için son gece


25.02.1997'de Fenerbahçe'nin ligin son maçında Denizlispor'u 7-0 yendiği maçın yazısıdır.


Denizlispor maçını farklı kazanmasına rağmen Fenerbahçe çıplaktı.

Tam teknik yetkiyle menacer olan Rıdvan Dilmen sizlere ömür gitti. Futbol Şubesi Sorumlusu Vefa Küçük sorumluluklarının hepsinden istifa etti, şimdi döndü ama hangi futbol kabadayılıklarını yanına alarak, belli değil…

Takım ve oyuncular şampiyonluğu kaybettikten sonra, sahadaki futbol oynama keyfinden birer birer soyunup nü vaziyette kalmışlar.

Dün Denizlispor karşısında son lig maçını oynayan Fenerbahçe topu sanki bu tip oyunları ardı ardına bin defa oynamışcasına gayesiz, isteksiz, hırssız ve vitessiz gezdirdi sahada.

O şampiyonluk inançlarında, o şampiyonluk maçlarında tribünlere 30 bin kişiyle oturan kalabalık, dün beğenmediği bir dereceyle karşı karşıya kalınca 3 – 4 bin kişiye inmiş ve Fenerbahçe’yi tezahürat için çıplak bırakmıştı.

Dün stadda Fenerbahçeli diyen tek heyecan ve kalabalık kalmıştı. Takımlardan Fenerbahçe’yi en büyük ve davudi sesiyle okuyan iç spikerin tok feryadı…

Uche yok, Okocha kart cezalısı, Erol yok, Halil İbrahim yok… Yeni kadro Fenerbahçe için yeni bir meşale mi ?…

İlk yirmi dakika geçmesine rağmen Fenerbahçe’nin yeni meşale diye sahaya çıkardığı kadro mum ışığı bile değil… Yeni kadro futbolu yavaş viteste oynuyor. Yine ileri pas yerine geri pası deniyor. Hatalı toplar, santrforu olmayan bir görünüş, Fenerbahçe’nin bir yıldır devam eden hastalığı iştahsızlık ve ofansif istikrarsızlık had safhada…

Fakat bu Fenerbahçe ligde hiç bir iddiası olmayan Denizlisporu yenecekti, tek golle veya gollerle…

Kolay olan maçlar Fenerbahçe takımının kolay ve etkin bir futbolla kazandığı oyunlar oluyor mu ? Bu sorunun cevabı kesinlikle hayırdır, Fenerbahçe için…

Fenerbahçe kolay maçlarda bile rakibini tam esarete alamıyor. Fenerbahçe hatlarında rakip kim olursa olsun, tam bir güven ve hakimiyet üstünlüğü yok. Fenerbahçe’nin yıldız futbolcuları da rakibin yüzüne ferdi tokatlar patlatamıyor. Ve Fenerbahçe patlamıyor. Bu takımın ileri ucunda delici bir santrfor olmadığı için gol pozisyonları kestirmeden değil çok yan sokaklar dolaşıyor. Dolaşırken çok müdahale görüyor ve pres ediliyor gol başlangıçları…

Fenerbahçe’de oyun inaçsızlığı ve şematik  yanlışlıklar o kadar çok ki, örneğin ilk yarın sonlarında Högh’ün kaleciye gereksiz verdiği pası Rüştü’nün ıskasıyla Denizlispor için bir gol nimeti oluyor. Atamayan beceriksiz de bunu rakibine altın tepsiyle sunan koca Fenerbahçe defansı nedir ki ?…

Oyun Fenerbahçe seyircisinin Fenerbahçeli Tarık’a devamlı takıntılarıyla başlamış ve öyle bitmişti…

İSLAM ÇUPİ
(26 Mayıs 1997, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.