Sergen Beşiktaş’ı Metin futbolu bıraktı

Üç büyükler Türkiye’de futbol yerde yuvarlanmaya başladığı günden itibaren, şu forma insanı özelliğini sürdürürler.
Beşiktaş star sınıfına çok az itibar eder ve formayı asker yapıda, yani hem çok çalışkan hem amirine karşı disipline ve muti olan futbolcusuna giydirmeyi sever.

Fenerbahçe ve Galatasaray aksine…

Onlarda da futbolu renk için oynayan, topa top diye, vuran futbolcular yer almıştır ama, Fenerbahçe ve Galatasaray’ı Türkiye’nin sevgili ikizi yapan, o bünyede yer almış şeytansı ve ustalar ustası futbolculardır.

90 yıllık bir futbol birikimi sonunda Galatasaray ve Fenerbahçe’yi Beşiktaş’ın önüne çıkaran faktör, tarih boyunca barındırdığı yıldız adamların çokluğudur.
***
Sergen en taze örnektir.

Bu oyuncu yıldızlık payesine erişmiş emsalleri gibi, kaprisli disiplinsiz, kural ve çalışma sevmezin teki idi.

Fenerbahçe ve Galatasaray’da olsa idi Sergen, bunun için çok özel idman ve özel yönetmelikler icat edilir, hatta bu tip oyuncuları seven bir teknik direktör getirilir ve çocuk bünyede muhafaza edilirdi.

Ama Beşiktaş bunları sağlamak yerine disiplin denen keskinliği kullandı ve Sergen’in başını kesti.

Beşiktaş kurulup lige katıldığından beri futbolu işten çıkarıp sanat haline getiren futbolcuları, meşin yuvarlağı ter içinde değil de dans eder gibi kullanan adamları hiç mi hiç sevmemiştir.

1940’ların bana göre en teknik oyuncusu Kemal Gülçelik başına bir iş gelsin diye kasten murakabesiz bırakılmış ve askerlik sebebi ile bir maçta beş – altı gol atan bu talihsiz futbolcu parmaklıkların arkasına gönderilmişti.

1947’de İtalya’nın en büyük forveti Meazza Beşiktaş’a antrenör olmuştu. Hapisten çıkan Kemal’i bir güreşçi okkası ile karşısında görünce, “Ben galiba yanlış yere geldim” demesi meşhurdur.
***
Pazar akşamı futbolu bırakan Metin Tekin de stili sebebi ile, top oynadığı sürece Beşiktaş ile barışık yaşamadı.

Kafası, top anlayışı, futbolculuğu, ne Beşiktaş yönetiminin gözüne girdi, ne de çalıştığı teknik direktörlerin kafalarındaki temel oyuncu oldu.

Metin Tekin Beşiktaş’ta top oynadığı süre içinde ne yönetimin, ne teknik heyetin vazgeçemeyeceği adam oldu.

En uysal, en haklı olduğu dönemlerde bile “kadro – dışı” denen sürprizlerle karşı karşıya kaldı. İsyancı olsa idi, “Sergen vakası” çok önceden patlardı.

Efendi idi, fazla Beşiktaşlı idi, yahut transferi düşünmeyecek kadar ilklere bağlı idi.

Zaten jübile davetiyesine “Yılların geçmesine öfkelenme… Gençliğe yakışan şeyleri gülümseyerek teslim et geçmişe…” diye yazan Metin Tekin, Beşiktaş’a hem büyük bir futbolculuk bıraktı, hem büyük bir insanlık dersi…

İSLAM ÇUPİ
(19 Ağustos 1997, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.