Okocha’nın zaferi


20.09.1997'de Fenerbahçe'nin İstanbulspor'u 3-0 yendiği maçtan sonra.


FENERBAHÇE – İstanbulspor maçına geçen sene bir sürü olayı olan Orhan Erdemir’in verilmesi bir komite yanlışı mıydı, yoksa kasti mi ? Herhalde ileriki haftalarda oluşacak olaylara bakıp bunun kararını vereceğiz.

Çünkü birinci devre biterken Sabin Ilie’nin autsuz ortaladığı topu Okocha filelerle buluşturmuş, fakat bu nizami golü orta hakem beyefendi top saha dışından çevrildi bahanesiyle saymamıştı. İkinci devre başlar ve Fenerbahçe aynı baskıda rakibinin üstündeyken Boliç’in onsekiz içinde kaçırdığı ve kalecinin de altından vurduğu topu Timur çizginin üstünden önlemiş fakat olayı bir sihirbaz gibi takip eden Okocha bu sahipsiz topu İstanbulspor filelerine göndererek maçın ilk golünü yapmıştı.

Fenerbahçe – İstanbulspor maçının başlangıcı ve birinci devre görüntülerini şu noktalarda toplayabiliriz… Oğuz – Aykut maçtan önce seyircinin lehine yaptıkları sevgi gösterisi sebebiyle sahada İstanbulspor formasını taşıdılar, ama yürekteki ilk ve son aşkları Fenerbahçe ile dolaştılar sahada. Sergen, Beşiktaş forması ile Fenerbahçe’yi çok maçta teknik birikimiyle avlarken, dünkü forması içinde hem iddiasız hem çok kilolu duruyordu, çimende.

Lehinde bir sürü methiye yazdığım İstanbulspor teknik direktörü Saffet Susiç’e hem takıma modern hızla top oynatmadığı için hem Sergen’i anormal bir kiloda tuttuğu için bu kez benden yaylım ateşi geliyor. İsterse kabul etsin bu yergileri, ister es geçsin.

İstanbulspor maçın başından sonuna kadar çok bol ve zararlı kısa paslı bir futbol tutturmuş, bu futbolun hiç bir kıymeti harbiyesi olmadığını bir türlü anlayamamıştı. Aslar topa vurmazken gene İstanbulspor’un yükünü Musiç, Nesim, Saffet gibi genç forvetler çekiyor, onların da tecrübeleri Fenerbahçe kayasını oynatmaya yetmiyordu.

Fenerbahçe’nin başlangıç ve iki devreyi götürücü mücadelesi son haftaların en iyi maçı diye özetlenebilirdi.

Fenerbahçe geride hazırlayıp kenarlara yaydığı futbolu solda Tayfun sağda Mustafa Doğan ile İstanbulspor’un kalbine sokuyor, Boliç ve Ilie ise rakibin ceza sahası üzerinde dolaşan oyuna etkili bir ayak koyamıyordu.

Fenerbahçe’nin ilk yarıdaki tek talihsizliği önce Mustafa Doğan’ın sonra Högh’ün iki müdahale sonunda sakatlanıp çıkışlarıydı. Fenerbahçe bu eksikliklerle oyundaki fizik üstünlüğünü kaybetmekle kalmamış, kenarlardan ofansif saldırı avantajını da kaybetmişti. Çünkü Mustafa Doğan’ın ürettiği canlılığı ve fizik gücü teknik adam Selahattin’in zayıf bünyesi gerçekleştirmekten uzaktı.

İkinci yarı, Jay Jay Okocha resitali ve açılan Boliç ile Sabin harekatıyla geçti. 71. dakikada Erol’un sağdan ortaladığı top henüz kendisi hakkında gerçek bir forvet fikrine sahip olamadığımız Sabin Ilie’nin ayağından filelerle kucaklaşırken, İstanbulspor’un yeni kalecisi Zdravkov için talihsiz bir gece idi.

Fenerbahçe’yi UEFA Kupası’nda galibiyetten eden Boliç dün bir penaltı kaçırmasına rağmen Fenerbahçe’nin üçüncü golünü atarak Bükreş’i nispeten affettirdi.

İSLAM ÇUPİ
(21 Eylül 1997, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.