Sürpriz olmayan beraberlik


4.10.1997'de Fenerbahçe'nin sahasında Ankaragücü ile 0-0 berabere kaldığı maç sonrası.


FENERBAHÇE, Steaua Bükreş’e yenildi ve turu kaybetti. Kaç bin Sarı – Lacivertli taraftar kahroldu, ama ben sevindim. Çünkü Fenerbahçe bu kadroyla hem UEFA’yı hem Türkiye Kupası’nı hem de Türkiye Ligi’ni götüremezdi.

Önemli olan Türkiye Ligi’dir Fenerbahçe için. Onu yürütebilmesi için çok cephede değil tek cephede döğüşmesi lazımdı.

Fenerbahçe bütün hatlarıyla ilk devrede hayaletlerin dansını oynadı. Kimdi Fenerbahçe’de sonucu takım adına değiştirecek ayaklar ?

Birinci ayak Boliç… Boliç üç yıldır Fenerbahçe’de attığı penaltıları Bükreş ve İstanbul’da UEFA Kupası’nda kaçırınca, tüm futbol keyfi kaçmıştı. Dünkü Ankaragücü maçında değil gole yaklaşmak, en basitin basiti hareketi yapacak kondisyonu ve vücut keyfi yoktu.

Sabin Ilie gündemdeki ikinci ayak… O da “Kefeni yırttı, artık yeri garanti” denen bir iki maç sonunda dün Ankaragücü oyununda sanki futbola yeni başlıyormuşcasına ayaklarını ürkek atıyor, iki tabanı birbirlerine vuruyor, her hareketinde topu götürüp bir rakip adama teslim ediyordu.

Üçüncü ayak Jay Jay Okocha… Bir kaç tanesi spektaküler maçtan sonra kazandırdığı bir iki doksan dakikadan sonra O da son oyunlarda ihtiyarlamış, yorgun ve isteksiz bir kisveye bürünmüştü.

Birinci devre ne etkili bir pas ne etkili bir gol sızıntısı yapamayan Okocha sahada gezindi durdu, kimseyi rahatsız etmeden.

Bu üç adam ofansta olmayınca Fenerbahçe sonuç için kime dua edecekti ? Tayfun, Selahattin, İlker ve aylardan beri oynatmak için forması arma yerine midye bağlayan Halil İbrahim’e mi ?

Okocha ilk yarıdaki cinayetleri yetişmiyormuş gibi ikinci devrenin başında bir penaltıyı yürüye yürüye kalecinin üstüne attı… Onunla kalmadı Saffet’in “al da at” dercesine ayakları üstüne gönderdiği pası penaltıya rahmet okuturcasına vole ile dışarı gönderdi.

Ankaragücü istediği puanı çok şuurlu bir saha yerleşmesi ve parselasyonuyla Fenerbahçe’den hakkıyla aldı. Eğer Ankara’nın Sarı – Lacivertli ekibi Fenerbahçe’nin bu zaaflarından istifadeyle üstüne gitseydi galibiyeti kazanan taraf olabilirdi.

Fenerbahçe’nin bu beraberliğinden sonra kendisine umut bağlayan sahadaki 30 bin kişi şampiyonluk yerine başka bir şey görecek herhalde. Çünkü bu takımın şampiyon olabilmesi için hiç bir anahtarı mevcut değil.

İSLAM ÇUPİ
(05 Ekim 1997, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.