Süleyman Seba ve Beşiktaş

İki takımla katılmak gibi Türkiye’nin hiç görmeye alışık olmadığı bir rüyayı yanına alarak girdiğimiz Avrupa süper ligindeki futbol falı şöyle dökülüyordu kahve telvesinden top kamuoyunun üstüne…

Galatasaray hem katılım pişkinliği hem kadro zenginliği yönünden, Avrupa gündemindeki ilk temsilcimizdir.
Beşiktaş hem katılım toyluğu hem kadro sayısı yönünden Galatasaray’la mukayese edilmeyecek bir fakirlikte, hem de teknik direktör tazeliği bakımından tali temsilcimizdir.

Kamuoyunun değerlendirilmesi böyle idi…

Maçlar başlayıp temsilcilerimiz üçer oyunluk bloku geçtikten sonra kağıda akan bilanço, ön düşüncenin aksi bir eğri çıkardı orta yere…

Kamuoyunun hem futbol güzelliği, hem sonuç verimi olarak diye düşündüğü Galatasaray 3 maçta 0 puan ve golde kalmak gibi Türkiye’yi beklenmiyen bir hayal kırıklığına uğratırken, kamuoyunun hem futbol biçimi hem sonuç pırıltısı yönünden rakibinden daha az şans verdiği Beşiktaş 3 maçta 6 puan alarak Türkiye’deki tüm stadların altına dinamit koydu.
***
Beşiktaş’ın bu konudaki başarısının altında yatan ilk etken, “devri Süleyman’dan beri” yönetim mikrofonunun pek az açılması, ve özellikle “teknik yave” konusundaki ısrarla sürdürdüğü ketumiyettir.

Osmanlı’dan beri kullanıla gelen bir atasözünün içine saklanarak “söz gümüşse sükut altındır” düsturuna sıkı sıkıya bağlı kalmaları…

Bir dükalık mösyösu olan başkan Süleyman Seba ve onun seçtiği yönetim bu konuda, “gırtlak 9 boğum” biolojisinin ötesinde bir sabır göstermiştir, yönetim iskemlesinde…

Toschak’ın futbol takımı üzerindeki teknik tassarrufları önce herkese çok haksız ve batıcı gelmiş, fakat genel yapısı ile ukalası yıldızcılığı anut adamı ve kafa kaldıran insanı olmayan Beşiktaş kadrosu sonunda her şeye razı olunca, hem Galli teknik direktör hem kartal kazanmıştır.
***
Toshack paniği ile gelen ve hem Beşiktaş kadrosunu hem de Beşiktaş’ın toy yöneticilerini sarsan bu ilk günlere karşı başkan Seba hem bir direnç unsuru olmuş, hem de teknik direktörüne sahiplenmiştir.

Başkanlıkta 12. yılını sürdüren Süleyman Seba reis olarak her şeyi yapmış ve görmüştü.

Kulübü Şeref stadının batak zemininden, hapishane hücrelerine benzeyen soyunma odalarından çıkarıp, bir asırda zor yapılacak “bir tesis cennetine” 12 yılda sokmuştur.

Tesisleşme bir spor kompleksinden çıkmış, Beşiktaş Üniversitesi adı ile bir kültür yuvasının temeline taş atma raddesine gelmiştir.

Benim çocukluğumda rakip taraftar takım kaptanını ima ederek: “Arabacı Hakkı yuh Hakkı” diye bağırırlardı Beşiktaş’a.

Şimdi Beşiktaş taraftarı tribünlerde “Avrupa Avrupa duy sesimizi… İşte bu Beşiktaş’ın ayak sesleri” diye bağırıyor.

Başkan Süleyman Seba lider olarak her şeyi gördü. Ençok şampiyonluk… Ençok tesis ve tesisleşme… Ençok alt yapıdan A takımına oyuncu getirmiş başkan…

Bu yıl da Allah ona 12 yıl vermediği şeyi verdi.

Avrupa futbol otobanlarında cirit atmak…

Yolun açık olsun Beşiktaş ve Süleyman Seba…

İSLAM ÇUPİ
(28 Ekim 1997, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.