Beşiktaş’lılık mı,Seba dışıcılık mı ?..

SÜLEYMAN Seba sekizinci dönem Beşiktaş başkanlığı için rekor hazırlıklar yaparken, her zaman yanıbaşındaki muhalefet gövde gösterisine soyundu.

14 yıl ne yapıldı ise, şimdi aynı şey icra ediliyor.

Muhalefet yanına şimdi çok saygın bir tıp adamı olan, Beşiktaş divan kurulu başkanı sevgili Oktay Çokyüksel’i almış.
Oktay Çokyüksel benim çok sevdiğim, Beşiktaşlılığına ve kulüpteki davranış ahlakına toz oturtamadığım bir üyedir.

Bunun doğal sonucu olarak yapılan seçimde oy çokluğu ile Beşiktaş’ın teşkilat dağılımında en saygın ve tartışılmaz yeri olan divan başkanlığına seçilmiştir.
***
Sevgili Oktay Çokyüksel’in Beşiktaş başkanlığına adaylığını koyması kendi tasarrufudur.

Ama bana sorarsanız Beşiktaş’ın senatosu demek olan Divan Başkanlığı’ndan sonra Oktay Çokyüksel’in kulüp reisliği için aday olması, hem kendi kariyerine bir de camiadaki unvanlar hiyerarşisine terstir.

Hem de kendisini destekleyen kadroya bakınız…

Ya sevgili Seba’nın kafasını ve cüzdanını tutmadığı için yönetici iskemlesini asla vermediği ezeli ve ebedi muhalifler…

Ya Seba’nın yönetici kıldığı o mührü verdiği, sonradan genel prensiplerde tenakuza düşüp ayrılanlar…

Dün sevgili Süleyman Seba’ya “abi, abiciğim” deyip, bugün Beşiktaş’ın anıtına dinamit değdirenler…

Sevgili Süleyman Seba’ya her dem muhalefet ederek, Beşiktaş üyeliğini sürdürenler…

Son derece aklı başında olan, bunu tıpta geldiği kariyer nokta ile belli eden Oktay Çokyüksel’in “Beşiktaş’taki muhalefet” tarifi ile bu zevatla resim çektirmesi hem üzücü, hem düşündürücüdür.
***
Sevgili Süleyman Seba, “yurtsuz barksız bir Beşiktaş’a” 14 yılda tesis diye modern bir ülke bağışlamıştır.

Beşiktaş’ın muhalefeti Çanakkale Dardanel yenilgisinden sonra Siyah – Beyazlı seyircilerin “yönetim istifa” feryatları neye benziyordu biliyor musunuz ?

“Babası oğluna bir bağ bağışlamış, oğlu babasından bir salkım üzümü esirgemiş” .

Burada “baba” nın kim olduğunu, “oğul” unvanına kimin sahip bulunduğunu bana sormayın. Açık cevap Beşiktaş’tadır.

Sevgili Seba “Beşiktaş Koleji” için tanrı rötarlı versin, 2 yıllık bir “vasiyet başkanlığı” istemektedir.

Siz Beşiktaş’ın kendisi olan bu saygın liderine, son iki yılı “sana helal olsun” dilekleri ile vereceğiniz yerde, önüne muhalefet çıkarıyor, tribünleri “istifa” sesleriyle çınlatıyorsunuz.

Buna Beşiktaşlılık değil, “Beşiktaş – dışlılık” denir. Kongre ve tribünler selamete değil, felakete gidiyor galiba…

 

İSLAM ÇUPİ
(23 Aralık 1997, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.