Ali Şen gitti şimdi sonrası

Ben 55 yıllık “önce seyirci sonra gazetecilik hayatımda” , hiç bir sene Fenerbahçe Galatasaray rekabetinde 9 puan farkı kapatıp 1 puan öne geçen, bir tarafın takımını görmedim.

Aradaki eleman farkı, aradaki kadro ve teknik zenginlik ne ölçüde olursa olsun, ben 9 puan önde bulunan

Fenerbahçe’nin “tüm puan stoklarını yiyerek” 24. haftada Galatasaray’ın bir puan gerisine düştüğünü hatırlamıyorum.

Yahut Galatasaray’ın bir ligde Fenerbahçe karşısında bu ölçüde “safdil” pozlar büründüğünü…
***
Daha önce yazdım…

Ali Şen’in kongrede seçimle işbaşına gelen yeni başkan ve yönetime bir futbol takımı değil, “bir bela” bıraktığını belirttim…

Bu bela, akılla mantıkla yani insani ilişkiler, ya da “patron – işçi” münasebetleri içinde yürümez, bir yere gitmez.

Bu takımın futbolcuları, bu takımın teknik direktörü kendilerine “sorumluluklarını” efendice hatırlatan, görevlerinin ne olduğunu “medenice” tanımlayan başkan ve yönetimi takmazlar.

Bunları ya Ali Şen metodu ile yöneteceksin, ya da Fenerbahçe hava…

Teknik direktörün takımına müdahale edeceksin, kendisini her fırsatta “bozacaksın”

Futbolcuları gazete sütunlarında öveceksin, ama kapalı kapıların arkasına “sakladığında” burunlarının içine soktuğun “övgü iksirini” kulaklarından çıkaracaksın.

Başkan Aziz Yıldırım ile “onun ayrılmaz dublörü” Köksal Özbek, futbolu bilfiil kovalama yönünden Ali Şen’in adımlarının çok ötesindedir.

Eğer Fenerbahçe’yi şampiyon yapma dileklerinde samimi ise, yönetimdeki “başkan ve yöneticilik kaftanlarını” çıkarıp, takım ve teknik direktöre daha yakın olan eşofmanlarını giymelidirler.

Çünkü Fenerbahçe “şampiyon” olacaksa, sizin kravat ve kostümlerinizle değil, eşofmanlarınızla olacaktır.
***
Refikimiz Fanatik’in Galatasaraylı yazarı Osman Tanburacı’nın “BENALİ” otobiyografisini okuyun…

Tribündeki Fenerbahçeli taraftar da okumalı…

Ali Şen başkanlığının hangi karizmadan kaynaklandığını öğrenin…

Blöfleri yalanları sempatik, icraatı “kendisine mahsus” , Türkiye saldırganlığı bile Sarı – Lacivertli “tribün ordusunca” tasvip edilen Ali Şen portresini, hem yeni seçilen başkan ve yönetim, hem başkanlarını kaybeden tribünler dikkatle gözden geçirmelidir.

Bu takımdan başarı ve şampiyonluk bekleyenlerin “insan kaliteleri” hangi uygar kupta olursa olsun, takımı ve teknik direktörü Ali Şen gibi yönetmek zorundadır.

Aziz Yıldırım, Köksal Özbek ve yönetimi ya “kendileri gibi” olup her şeyi kaybedecekler, ya Ali Şen’e benzeyip “şampiyonluğu” yakalıyacaklar belki…

İSLAM ÇUPİ
(03 Mart 1998, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.