Rahmetli Annem ve traktörler

Mesleğe beraberce başladığımız kadim dost Cumhuriyet gazetesi spor servisi şefi Abdülkadir Yücelman, 15 gün önce nefis bir spor yazısı yazmış. Spor servisi şefi eski dönemin mareşallığı idi.

35 yıl önceki basın tribünü ve o zamanın dayanışmasından sözeden Yücelman, tribünlerdeki esprilerde dolaşırken, iki rahmetli Tarık Bilgin ve Sahir Özbek’in arasına benim ismimi de lütfedip sıkıştırmış.

Basın tribünün sadeliğinden ağırlığından, görüntü olarak bir aile çatısı konumunu anlatıyordu.

Gerçekten öyle idi.

Mukavelesiz çalışmamıza rağmen, masraf adı altında para almamıza rağmen, o günlerin sefaleti bu günlerin lüksünden bin kat daha gazetecilikti.
***
Ben mesleğe başladığım 12 Nisan 1957 yılında meyva halinde 600 lira aylıkla katiplik yapıyordum.

Patron benim Bab – ı Ali’ye vınlayacağımı duyunca, “Cumartesi pazar gelme, öteki günler işinin başında ol” diye ayrıcalıklı bir teklif yaptı, kabul etmedim.

Çünkü yeni işimi bir meslek olarak benimsemeye karar verdiğimden sadece yazar lüksü içinde kalmıyacak, klasik yokuşun üst katından bodrumuna kadar olan herşeyi öğrenecektim.

Şimdi 600 milyonluk bir işim olsa, bu günkü yazılı medya bana yalvarsa, değil işimi izimi bile riske etmezdim, şu gazete mesleğine…
***
Mesleğin eskilerinde her şeyi dikkatli ve eksiksiz öğrenme gayreti ve merakı var.

Büyüklerin küçüklere sevgisi, küçüklerin büyüklere saygısı mukayeseye cevaz vermiyecek bir düzeyde idi.

Gazatelerin her odası bir ayrı öğretmenlikti.

Bu kadar çok para almamıza rağmen, insanların ismi firma olsun diye, gündüzü gecesine giren bir uykusuz çalışkan olurduk.

Promosyon yeni başlamıştı.

TERCÜMAN’la Topkapı dışına çıkmıştık. Bahçede binlerce ithal traktör. Rahmetli Annem ilk defa gazeteye geldi. Bir bana bir bahçeye baktı. Sonra dönüp konuştu…

“Ben seni gazetede biliyorum. Meğer sen traktör fabrikasında imişsin..”

Rahmetli Annem başka bir dünya görmüş o zamandan…

 

İSLAM ÇUPİ
(24 Mart 1998, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.