Bir İtalyan’a ne dersiniz ?

YUGOSLAVYA ulus dilimlerine ayrılmadan, sosyalist olarak yaşamına devam ederken, antrenör ve teknik direktör olarak Avrupa’nın önde gelen ülkesi idi.

İtalya, Almanya futbolda bugün temel ülkelerden biri olmuşsa, Avusturya eskilerde “topta bir dev” haline gelmişse bunun hamurunda, Yugoslav antrenör ve teknik direktörlerinin varlığı yatsınamaz.

Günümüzde Yugoslavya, Sırp, Yugoslav, Hırvat diye “bir başınalıklara” bölününce, futbol ve basketboldaki “kafa ülke ” olma liderliğini kaybetti.

Alt yapı kaynakları sosyalist disiplini kaybedince, nasıl “yıldız futbolcu” yetiştirme orada hayal olmuşsa, üst kurslar da kaliteli antrenör ve teknik direktör yaratma olanağından yoksun kaldı.
***
Fenerbahçe’deki Otto Bariç’i teknik direktör olarak futbolda “eksik vezinli adam” diye ilan etmek kaçınılmazdır artık…

Bundan sonra Fenerbahçe şampiyonlukta hangi “yaprağı silkelerse silkelesin”, Otto Bariç tekrar çalışacak “teknik direktör” olma hakkını kaybetmiştir.

Takım kalitesi ne olursa olsun Fenerbahçe birinci devrenin bitimine bir hafta kala en yakın rakibinden 9 puan önde ise, işinin ehli bir teknik direktör bu hallere düşmez.

Fenerbahçe yenilgilerden üçünü, “kıçını” küme düşme hattından hala kaldıramamış Gençlerbirliği ve Gaziantepspor “dışarda”, Kayserispor’la “içerde” almışsa, bu susuz bir azil sebebidir, Hırvat’ın. Selahattin, Taner, Atilla, Serkan gibi ilerde belki “Fenerbahçe ormanı” olacak filizlere tek bir maç oynama hakkı vermeyen Otto Bariç’e hangi ölçüleri kullanıp teknik direktör diyeceğiz.
***
Fenerbahçe’nin “imha maçlarında” takımı defansif bir tertip ve taktikle sahaya süren, toptan çok anlayan kardeşim Aziz Yıldırım ve onun canı Köksal Özbek olmasa Mosheau ve Faruk’u “Futbolcudan saymayacak” Otto Bariç, hiç kimsenin başarılı olmadığı Kocaelispor yenilgisinde adam değiştirmeye Faruk’la başlamasına ne denir ?

Rıdvan Dilmen güzel söyledi…

“Takım yapıları ve futbolcu klasları ne olursa olsun, Otto Bariç’i Galatasaray’a ver, Fatih Terim’i al Fenerbahçe açık farkla şampiyon olurdu.”

Benim kanaatim “dibine kadar” Rıdvan’ınki gibi…

Takım içinde hiçbir arayış yapmadan, Fenerbahçe’ye hiçbir “genç” kazandırmadan, takıma bir ofansif hüviyet vermeden üstelik suni müşteriler icat edip kulübü yeni mukavele için zorlayan Bariç’e “Gülegüle” deme zamanıdır.

Yeni bir adayın Yugoslav değil, İtalyan olması gerektiğini hatırlatarak…

İSLAM ÇUPİ
(31 Mart 1998, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.