Bariç’in apoletleri sökülmeli


19.04.1998'de Fenerbahçe'nin deplasmanda Antalyaspor ile 1-1 berabere kaldığı maçtan sonra.


OTTO Bariç teknik direktörlüğe ait ne apoletleri varsa onlar teker teker sökülmeli, son üç maçında Fenerbahçe’yi Datcu yönetmelidir.

Yeni Başkan Aziz Yıldırım, kaça bölündü ise bölünsün eski Yugoslavya haritasından Fenerbahçe’ye bi daha ne teknik direktör, ne futbolcu getirmeyi haram saymalıdır.

Otto Bariç, Boşnaklara duyduğu aşırı sevgiden, Fenerbahçe’nin şampiyonluk ihtimalini Antalya’da kazılan mezara kendi elleri ile gömmüştür.

Boliç’in hiçbir şey yapamayan vücuduna ve çocuğun atacağı golü kaçırışına bakınız, bir de yedek oluşundan ötürü basan sinirleri anında tedavi edip Fenerbahçe’nin tek golünü atan Faruk’u izleyiniz. Tercihin hangisine kullanılması gerektiğine karar vermek için, teknik direktör olmak değil insan olmak yeterlidir.

İnsan Boşnak olursa tekler ve hata yapar.
* * *
Öteki sözüm futbolculara… Kapasitemiz ne olursa olsun, ligin ilk devresinin bitimine bir hafta kalmış en yakın rakibinizden 9 puan ilerdesiniz. Üstünüzdeki ayrıcalıklı bir Fenerbahçe forması var…

Teknik direktörünüz ne kadar palavra olursa olsun, idmanları ne kadar yumuşak huylu geçerse geçsin, bir oyuncu liderinin etrafında, “İş ve şampiyonluk sözü verir” bu şerefi kotarırdınız.

Çünkü Fenerbahçeli idiniz.

Ben Gençlerbirliği maçını kaybettikten sonra bir yazı yazdım Fenerbahçe defansına… Yani Fenerbahçe’nin yarısına…
Özeti şu idi…

“Defansın oyunun içinde sağlam kalışı devam ederse, defansın oyunu durdurup üstüne binişi devam ederse Rüştü eski efsane Cihat Arman’ın kaleciliğini kazağına dikerse Fenerbahçe şampiyon olur.

Başka çıkış yolu yok Fenerbahçe’nin” …

Birinci devre süren Fenerbahçe defansının futbolun üstüne oturuşu, Rüştü’nün eski efsane Cihat’ı tekrar edici maçları ikinci yarı başlayınca bıçak gibi kesildi.

O bıçak kendini sivriltip sivriltip geldi Antalya’da, Fenerbahçe’nin şampiyonluk ihtimalini kesti.
* * *
Antalyaspor beraberliğinden sonra bazı Fenerbahçeli futbolcular ağlamış.

Nerde?

Kuytuluklarda koridorlarda soyunma odalarında… Yani kimsenin görmediği kesimlerde…

Erkeklerin hüneri erkekçedir…

Nasıl tribündeki Fenerbahçe taraftarı, Sarı – Lacivertli takım gol yediğinde hırsından ağlıyorsa, penaltı verilip Rüştü kurtarıyorsa, sevinçten aynı tepkiye devam edip, o anı TV beyaz camından milyonlara gösteriyorsa, benim futbolcum öyle olmalı…

Ben 40 yıl önceki Fenerbahçe maçlarında başarısız sonuçlardan sonra, üzüntüsünü seyirciye göstere göstere icra eden çok yıldız futbolcu gördüm.

Şimdiki yıldız futbolcuların takım yıkılışlarında ne tepki gösterdiklerini sadece koridorlar ve soyunma odaları biliyor.
Fenerbahçe taraftarı, hem üzüntüde hem sevinçte bu yüce kulübün ölülerine ders veriyor.

İSLAM ÇUPİ
(21 Nisan 1998, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.