Nerede kaldım ?

NEREDE kaldım, son yazımın telvesinde noktayı cümlenin hangi kelimesinin arkasına koydum acaba.

Daha Dünya Kupası’nın dört yılda bir tazelenen heyecanı başlamamıştı. Aziz Yıldırım biraderim kendine evet ama, yönetimini Fenerbahçe kongre sandığından çıkaramamıştı.

Galatasaray bir evladı Hakan’la en pahalı anlaşırken, öbür evladı Tugay ile restleşmek üzereydi. Hami ile Trabzonspor’da başlayan as futbolcuların yönetime karşı tavrı görülmemiş boyutlara ulaşıyordu. Toshack’ın alabros bir kafaya benzettiği Beşiktaş’ın futbol kadrosu, yeniden yapılanmak için transfere yığınla dolar ve Türk Lirası döküyordu.

Benim sağ elim paralizeli, bütün bunları görüyor fakat yazamıyordum. Paralizeli el demek hareketi sıfır organ demektir. Halk arasında “inme veya nüzul” derler ya, o biçim bir hikaye…

İki müsabaka mabeti Roland Garros yeni başlamış, Wimbledon ise kort asmak için Paris’in kapanmasını bekliyordu.
* * *
Biraderim Aziz Yıldırım başkan olarak Fenerbahçe’de hiç de kötü şeylerin altındaki imza değildi. Yığınla yararlı transfer yapmış, teknik direktör olarak kimsenin el atmadığı İtalyan ülkesine el atıyor, ama tüm samimi uğraşlarına rağmen, çizmeden tek adam bile Türkiye’ye getiremiyordu. Bu Yıldırım biraderimin kabahati değil, birbirine çok yakın iki ülkenin futbola bakış açılarındaki terslikten kaynaklanıyordu.

Bir evlat Hakan’la anlaşan Galatasaray, ikinci evlat Tugay ile kerhen bir nikah tazeliyor, her şeyin tatlıya bağlandığı hissi verilirken Tugay’ın Galatasaraylılığı örsleniyordu epey…

14. yıla şampiyonsuz girmek için teknik direktörlükte taze kan ve heyecan almak yerine, Gordon Milne’i tercih eden Trabzonspor, futbolcu kayıplarının yanına Başkan Mehmet Ali Yılmaz’ın yazıhane adresi ve cüzdan kapasitesini iyi bilen sıracılara öncelik tanımıştır.

Teknik Direktör Beşiktaş’ın futbol kadrosuyla istediği gibi oynamış ve ortaya yep yeni bir takım çıkarmıştı. Bu takım Avrupa Kupası’nda ve Türkiye’deki futbol derbilerinde başarılı olmazsa, Toschak arkaya dönüp taze suçlu aramasın, çünkü parmak onun üstüne sallanacaktır artık…

İSLAM ÇUPİ
(21 Temmuz 1998, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.