Futbolumuzda eski günler

BEN Türkiye’de çocukluğumun ve gençliğimin en hızlı taksidini tek parti döneminde yaşadım. O devirde ne memur yolsuzluğu gördüm, ne çeteler kurşun attı Türkiye’de, ne kumar vardı, ne sigara ve içki kaçakçılığı.

Maçların tel örgüsüz sahalarda oynandığı döneme yetiştim. Takımların biribirleri ile kardeşcesine futbol oynadığı, her türlü rekabetin saha içinde kaldığı, maçtan sonra futbolcuların, yönetici ve taraftarların sonuç üstüne sarmaş dolaş olduğu seneler yaşadım.

1939 veya 1940 yıllarında Kadıköy’de oynanan bir Fenerbahçe – Ankara Demirspor maçında, Demirspor kalecisi Necdet Erdem maçın hakemi Tarık Özerengin’e tek yumruk attığı için, Türkiye önemli bir cinayet vakası yaşıyormuş gibi ayağa kalkmış ve o zamanlar kaleci futbolun idamı olarak yorumlanacak ebedi boykotla cezalandırılmıştı. Tüm geride kalan sporculara örnek olacak kadar ağır bir kararla…
* * *
Türkiye şimdi cumhuriyetin 75’inci yılıyla, demokrasinin 52’inci yılını yaşıyor. Federasyon 1923 doğumlu olduğuna göre futbolumuz teşkilatlanalı 75 yıl olmuş.

1946’da demokrasiye geçmişiz. Nüfus 15 milyondan neredeyse 70 milyona ulaşmış. Dünya ile turistik ticari ve futbol temasları kurmuşuz. Yerküre ile herşeyimiz globalleşmiş.

Futbolda 30 yıl önceki Avrupa ile olan üçlükler ve altılıklar faslını kapatmışız. Milli takımımız o utanılacak karanlık dönemi bitirmiş, gururlanacak aydınlık bir devreye girmiş.

Ama bunca ilerlememize rağmen insan ahlakı da gerilemiş veya yerinde saymış. Beşiktaşlı Alpay olayı birinci ligdeki ayıbımızı aşağı kümelere de taşırdı. Olay yine olay… Dünya ve Avrupa tel örgüsüz futbol sahası fotoğrafına hazırlanırken, bizde stad seyirci bakımından mıntıkalara bölünüyor, polis sayısı her geçen sezon arttırılıyor. Bize niçin olimpiyat verilmiyor, Türkiye niye bir Avrupa ve Dünya futbol organizasyonu alamıyor diye hepimizin düşünme zamanıdır.

Çünkü Avrupa ve Dünya Türkiye’ye dev bir organizasyon verirken, sportif güçle birlikte, o şehrin konumuna, yerleşimine ve trafiği ile birlikte seyircinin kalitesine de bakıyor.

Dünyanın belki en büyük ve en eski çekişmesi olan Fenerbahçe – Galatasaray rekabetine bakmak, bugün Türk futbolunun geldiği ahlak ve olgunluk noktasını görmektir. Dünyanın en güzel rekabetini elbirliği ile, yani yazılı ve görüntülü basınla, kulübün yöneticisi taraftarı ve hatta futbolcularıyla yer yuvarlağın en çirkin günü yapmışız.

Siz 30 yıldır gazetelerde özel hayatında yanyana getirilmiş bir Galatasaray – Fenerbahçe futbolcu fotoğrafı gördünüz mü?

İSLAM ÇUPİ
(08 Eylül 1998, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.