Ezeli rekabetin başka bir yüzü

TÜRK antrenörlüğü ile teknik direktörlüğünde ilk sembol isim Galatasaraylı Gündüz Kılıç’tır. Fenerbahçe bu rekabette Kılıç’ın karşısına bir efsane kaleci Cihat Arman ile O’nun yedekliğinden öte bir futbolcu kimliğini sahaya dökememiş bir Sabri Kiraz’ı çıkarmıştır.

Gündüz Kılıç Galatasaray’da çalıştırıcı olarak harikalar yaratır ve Galatasaray’a, üst üste şampiyonluklar verip kupalar sağlarken Cihat Arman ve Sabri Kiraz isimli kaleciler milli takımlar Beşiktaş ve diğer ekiplerde vakit geçirmiş ve Fenerbahçe adına hiçbir iz bırakmadan misyonlarını tamamlayıp köşeye çekilmişlerdir.

Ondan sonra bayrağı Coşkun Özarı almıştır. O da bir 20 yıl Galatasaray ve diğer kulüplerin nezdinde teknik direktörlük mesleğini geçerli bir paso yaparak sahaya yaymış ve mesleğini sürdürerek emekli yıllarını spor yazarı olarak Bab-ı Ali’ye attığı bir çapa ile tamamlamaktadır…

Sonra bir yıllık Galatasaray futbolcusu olarak sorumluluğu Mustafa Denizli almış ve takıma mahalli birincilikler yanında, Avrupa Şampiyon Kulüplerde yarı final oynatarak şimdilik sarı – kırmızılı kulübe en evrensel ile dereceyi armağan eden kişi olmuştur.

Şimdi Galatasaray’ın başında teknik direktör olarak Falih Terim var. Fatih Terim, hem yerli, şampiyonluk sayısı bakımından hem evrensel derece rekoru yönünden ‘en önde bir Galatasaraylı’ olmak rekoru peşindedir. Her halde olacak ve turu rekorları kıracaktır.

* * *

Antrenör ve teknik direktörlük konusunda başlayan ve Galatasaraylı Gündüz Kılıç ile iyice açılan ezeli ve ebedi rekabet Coşkun Özarı ile devam ederken Sarı lacivertlilerin onun karşısına diktiği Basri Dirimlili  Fenerbahçe’de hiçbir zaman tek adam olamayarak şansını yitirmiş veya kullanamamıştır.

Türk futbolunun gelmiş geçmiş en büyük üç şairinden biri olan Can Bartu futbolu bıraktıktan sonra teknik  direktörlüğe çok yakışacak  kafasını ve mısralarını Coşkun Özarı’nın karşısına koyacak yerde kulübe anormal istekler yığarak hayatı boyunca işten kaçmış ve yazar olarak gazete sayfalarına çıkmayı yeğlemiştir.

Ondan sonraki kuşakta ömürleri iki veya üç yaş arası bir çizgide olan üç süper Fenerbahçeli futbolcu ve takım kafadarı Ziya Şengül, Ercan Aktuna ve Fuat Saner ile bu antrenör ve teknik direktörlüğü dört dörtlük yapacak bir trioyu toprağa gömmüşlerdir. Takımı sevk ve idare etmekteki eşsiz hünerleri ile beraber tanık olduğum kafaları ve fikirleri orjinal bu üç adamdan Fuat Saner, arkasındaki çok zengin babadan ötürü hayatta hiçbir şeyi ciddiye almamış, Ercan Aktuna bu göreve hiç elbise çıkarmamış, Ziya Şengül ise Semih Bayülken döneminde çok kısa ve başarılı bir teknik direktörlük yaşamından sonra teknik adamlık eşofmanını kulübe asmıştır. Ercan Aktuna ve Ziya Şengül şimdi gazetecilikte Fenerbahçe’yi bir kenara bırakarak isimlerin reklam etmeye soyunmuş, Fuat Saner kuru hayatı içinde herkesi tiye alan bir kongre üyesi olarak Fenerbahçe’de lokalde gezinmektedir.

Şimdi antrenör ve teknik direktör rekabetinde Galatasaray lehine epey açılmış bir adamlar pergelinde, Fenerbahçelilerin tek ümidi gelecektedir. Yani Van’ı çalıştıran Rıdvan Dilmen, Siirt Köy Hizmetleri’nin başına gelen Tanju Çolak ve PAF takımı direksiyonundaki Turan Sofuoğlu’dur, istikbaldeki ümitleri…

Fenerbahçeli takımda oynamış, jübilesini Fener ile yapmış Tanju’yu artık Galatasaraylı değil kendisinden saymaktadır.

Bakalım iki takım arasındaki bu teknik direktörlük çekişmesi, ilerki yıllarda ortaya nasıl bir baskül koyacak.

İSLAM ÇUPİ
(03 Kasım 1998, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.