Avrupa çok uzak

Futbolumuz star sistemi afiş bolluğunu 1950 – 1975 yılları arasında yaşadı. O dönemde Avrupa ve dünya çapında yıldızlar yetiştirdik ki, İtalya, Avusturya, Almanya, Belçika ve Fransa zaman zaman yerli kramponların dans ettiği uluslararası podyumlar oldu.

Şükrü Gülesin, Bülent Eken ve Esel’den tutun da, Can Bartu, Metin Oktay, Lefter’in İtalyasından Şükrü Ersoy’un Avusturyasına geçin, Özcan Arkoç’un Almanyası’nda demirleyin. Sonra futbol sazını Ender Konca Almanya’da çaldı. Ondan sonraki kuşaklarda Selçuk Yula ve Engin Verel ortaya çıktı. Selçuk Yula Almanya’da, kendisini en çok memleketleyen Engin Verel önce Almanya’da sonra Belçika’da en sonunda Fransa’da Türk futbolunun çok yoğun propogandasını yaptı.

Ondan sonra Ali Şen gibi uluslararası ağırlığı ve arkalığı ile Dünya karmalarına bir sürü oynayan yıldızlar verdik ama, Avrupa haritası yerli ayaklarımız birden bire tam kesintiye uğradı. Gezen tozan bir sürü Türk ayakları oldu da Avrupa’da, ama kramponlu papuç giyen bir tek Müslüman kulu olmadı, ihtiyar kıtada…

Çeyrek yüzyıla ayak basıyoruz, Avrupa’ya futbolcu göndermeyeli. Hakan Şükür gibi dramatik örneği, ilerki nesillere fena örnek olur gerekçesiyle yazı konusu yapmayalım. Bu Avrupa’ya göçün duruşunu ayrı ayrı yorumlayanlar var Türkiye’de…

Kimisi diyor ki, paranın hasosu Türkiye’de… Sahalar çim, formalar tiril tiril, seyirci ise fitil fitil stadlardan sarkıyor. Millet niye Avrupa’ya gitsin? Bu oyun her yerde bir topla oynanmıyor mu? Ha Türkiye’de, ha Avrupa’nın başka bir ülkesinde. Vergi de en alt düzeyde Türkiye’de…
* * *
Ülkenin futbolda çalışma saati durdu galiba…

Futbol federasyonunu 1923’te kurmuşuz. Aradan geçmiş 75 yıl… Bu kadar yılda bir 1954’te Dünya Kupası finaline katılmışız, bir de 1996’da Avrupa milletler kupası finallerine. Onun ötesinde iki elin parmak sayılarına varmayan özel maç ve galibiyetlerin övüncü var. Hala bunlarla idare ediyoruz.

Ne Avrupa Şampiyon Kulüpler Kupası’nda bir çeyrek finale adımızı kaydettirdik, ne Kupa Galipleri ve Fuar kupasında bir final aydınlığına kavuşabildik ülke takımı olarak…

Dünya kupası finaline hale hasretiz. Avrupa Milletler Kupası finalinde tek galibiyete aş eriyoruz hala…

Sen 75 yılda futbolda birinci ve ikinci tur dışında yankı uyandıran hiçbir beynelminel kupaya krampon uzatamamışsan… Sen düne kadar Avrupa’nın sömürgesi olan yerlerden, kuş üzümü bolluğunda eski kıtaya futbolcu yağarken sen son 25 yılda kramponlu tek adem oğlunu oraya gönderememişsen… Sen ithal sporcudan gayrı olimpiyat şampiyonu bir Türkü dünyaya hediye etmemişsen… Sen 75 yılda ülke olarak bir dünya kupası finaline topraklık etmemiş ve bir olimpiyata mahalle kuramamışsan nasıl bir Avrupalı ve dünyalısın ki…

Türkiye olarak sen “Avrupa Birliğine tam üyelik” diye daha çok nara atmaz da ne yaparsın?

İSLAM ÇUPİ
(22 Aralık 1998, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.