Ulusoy nerede ?

Haluk Ulusoy federasyonunun beşinci yabancıya Türkiye’de oynama hakkı vermesi, işleri hiç iyi olmayan futbolumuza vurulan son darbedir. Bu darbeyi Türkiye’de kurulma ve icraat yapma izni verilen yabancılardan meydana gelmiş bir teşekkül yapsa idi, çok yoğun eleştirilere uğrar ve kepengini kapayarak icraatını tatil etme yolunu tutardı.

Ama Haluk Ulusoy federasyonu bu karara rağmen, seçimlerde bünyesine her türlü dalavera ve üç kağıt bulaşmasına rağmen, üstüne üstlük seçimlere tabanca ve mafya bulaşmasına rağmen, tüzel kişilik olarak hala işbaşında görülmemiş bir sağlam ayakla durmaktadır. Dördüncü kuvvet basının spor kanadı, futbol kanadı ile her türlü bombardımana rağmen Haluk Ulusoy ve arkadaşları, sanki Türkiye’nin birinci kuvveti olarak karşımızda ve iktidarda duruyor.

Benim futbolu içime sevda olarak düşürmemin yaşı bu yıl altmışa vardı. Bunun kırk yılı ise gazetecilikte geçti. Ben basın hayatımda Orhan Şeref Apak, Ulvi Yenal ve Hasan Polat gibi dev federasyon başkanları gördüm. Basın tarafından sürekli eleştirildikleri zaman her üçünün devamlı ayakta kalmak yerine devrildiklerine tanık oldum. Hem de birkaç kere… Geldiler ve gittiler.

Ben bu devlerin gidiş ve gelişleri karşısında, federasyonu karar ve adam bakımından bu kadar defolu olan, seçimlere her girişinde şaibe karışan, asbaşkanlarından yoksun hayli zaman geçiren, ama başkanıyla ayakta dimdik duran Haluk Ulusoy’dan başka bir sağlamcı görmedim. Türkiye’ye ve basına büyü mü yaptı, bu eski kamyoncu bilinmez…

* * *

Haluk Ulusoy futbolda herşeyi hazırlanmış ve pişmiş bulmadı mı Türkiye’de…

Sahaların hepsi çimendi. Merkez Hakem Komitesi ayakta idi. Naklen yayınlar tıkır tıkır işliyordu. Kümeler tayin ve tesbit edilmişti. Milli takımlar ve antrenörler hazırdı. Çok uğraşılan naklen yayınlar havuzu, Aziz Yıldırım’ın kendi ayaklarıyla safınıza gelmesiyle Ali Şen’in haklı kazan kaldırışını bitirmişti Fenerbahçe’de…

Haluk Ulusoy’un futbolumuza “yapılmış başarı” diyebileceği tek armağanı var mı Türkiye’ye…

Türkiye birinci liginde UEFA’nın çok yakında başlatacağı Avrupa Süper Ligi’ne uyulacak 14 takımlı bir üst dereceli lige ait bir start var mı? Gerek futbolcularına gerekse antrenör ve teknik direktörüne bir Avrupa üst düzey ülkesinin harcamasına yakın bir sarf yapılan Türkiye’de milli takımların dişe dokunur bir başarısı söylenebilir mi? Yarışma futboluna beşinci yabancıyı monte eden Ulusoy futbol kumpanyası, Türk alt yapılarına genç Afrikalıların gelişine göz yumup yetişmekte olan genç Türk futbolcularının hayat damarlarını kesmedi mi?

Ulusoy yeni vergi yasasına az kazanan profesyonel futbolcular gözüyle bir kere baktı mı, futbol cezaları sebebiyle bir kere kendi bünyesi içindeki kuruluşların kararlarını irdeleyip deşifre etti mi, hakem hataları ile gözlemci yanlışlarının durumuna bir el uzattı mı? Türkiye’de yığınla federasyonun yan kuruluşlarının kulüpleri hiç memnun etmeyen hukuk kararlarına bir kesin çözüm getirdi mi?

Biz basın olarak bir otuz yıl “futbol özerk olsun, futbol özerk yönetilsin” diye mücadele verdik. Meğerse çok özel Ulusoy’a rastlamak varmış sonunda…

İSLAM ÇUPİ
(26 Ocak 1999, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.