Sergen ve son şans

SERGEN’in Fenerbahçe’ye transferi çoğunluk futbolsevere göre, “Türkiye’de alınabilecek en büyük başağırısıdır” ve bu ağrı, Sarı – Lacivertli yığınları ligin ikinci yarısında kocaman bir şoka sokacaktır.

Sergen’in Beşiktaş’taki bıkkınlığına bakanlar, Sergen’in onca paraya rağmen İstanbulspor’daki saha görüntüsünü izleyenler, bu teşhislerinde yerden göğe kadar haklı olabilirler. Bu çocuğa çılgın derecede padok delisi diyenler, bu çocuğun uslanmaz ölçüde gece hayatı tiryakisi olduğuna işaret edenler, iddialarında dört dörtlük bir kağıt çekmiş bulunabilirler.

Bunu böyle belleyen ve Sergen’i kafa objektifi ile böyle resimleyenler, şimdiye kadar gelen bu delikanlı albümü ile haklıdır. Hem şöyle böyle değil, yerden göğe kadar… Ama Sergen hiç kimsenin tasvip etmediği “bu azgın futbolcu portresini” 17 – 23 yaşına kadar, hiçbir büyüğün romantik bir nasihattan öteye geçmeyen, etkinliği ve emrediciliği olmayan bir takımda yaptı. O yaşlar zecri tedbirlerle vücudu bağlanmadığı taktirde, çok esnek ve çok şey birden yapılan dönemlerdir. Çocuk o yaşlarda markajsız kalırsa; hem futbol oynamaya çalışır, hem içki ve sigara içer, hem gece ve kadın hayatı olur, hem de at yarışı oynar. İstanbulspor dönemleri büyük para, büyük hayaller, büyük vaadlere rağmen arkasında büyük bir seyirci kitlesi olmadığından, Sergen için itici olmadı ve çocuk futboldan uzaklaşıp o eski dejenere hayat bidonuna “cumburlop” atlayıverdi. Yine futbol sahasından uzaklaştı kısaca.
* * *
İki defa futbol sahasını terkedip çirkefe giren Sergen, şimdi Fenerbahçe ile üçüncü kere topçu olup olmadığının ispatına yelteniyor.

Fenerbahçe Türkiye’nin en büyük kulübü ve takımıdır. Tribünler çılgınca ve her göstergede takımının arkasında olan bağnaz bir kitledir. Fenerbahçe kurulduğundan bu yana bilekleri mahir ve güzel adamlara tapmıştır. Zeki Rıza’nın iki Fikret’in M.Ali’nin Lefter’in Can’ın Cemil’in Rıdvan’ın geçtiği o sihirli kapıdan içeriye şimdi Sergen adımlarıyla teşrif etmektedir.

Sergen Fenerbahçe klasiği için her türlü özellikler ile donanımlıdır. Sahanın enine boyuna çok güzel ve yerinde bakar. En basit pozisyonlardan en girift işlere kadar, herşeyi iyi projekte eder. Futbolun en basit adımından en karışık raksına kadar, tüm top hareketlerine yetecek emsalsiz bir sol ayağı ve kendisini yumuşacık yere koyan bilekleri vardır. Geçenlerde kendi gibi Fenerbahçe’nin sayılı bilekşörlerinden olan Fuat Saner bana, “şimdi Fenerbahçe’yi seyretme zamanıdır” dediyse, sebebi Sergen’dir.

Fenerbahçe Sergen konusunda sadece yazı tura atıyor. Olur veya olmaz. İnsan ve futbolcu sarrafı başkan Aziz Yıldırım ile teknik direktör Löw, Sergen’e bir son fırsat verip “ya futbolcu olacaksın, ya 60 milyona katılıp sade vatandaş…” diyor. Tercih Sergen’indir.

Sergen ya Fenerbahçe’de en büyüklerin geçip “futbol azizi” olduğu o kabeden geçip sonuncu Fenerbahçe peygamberi olacak, veya bir daha hiçbir yerde şans bulamayıp futbolu terkedenler arasına girecektir.

Sergen bana göre Fenerbahçe’nin son talih kuşu olarak kafasının üzerine koyduğu “futbolcu olma imkanını” sonuna kadar kullanıp, bu işi başaracaktır.

İSLAM ÇUPİ
(09 Şubat 1999, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.