Fatih Terim

Erdoğan (Şenay) kardeşimin Unkapanı’nda İMÇ çarşısındaki yazıhanesi yıllar yılı futbol olaylarına tanıklık ve hanelik etmiş bir kabedir. Birçok futbolcu insan orada top olaylarına burnunu sokmuş, bu mesleğe ilk adımını atmış sonra sivrilmiştir.

Fatih Terim, futboldaki oyunculuk serüvenine nokta koyup, antrenörlük kursunu bitirdikten sonra Ankaragücü’ne çalıştırıcı olmuş ve Metin Türel hocasıyla ilk bilgilenme tezgahını Erdoğan Şenay’ın yazıhanesinde açmıştı. Ben de orada idim mecburen… Fatih Terim, hocaların hocasından 1 yıllık bir idman programı istiyordu. Metin Türel hiç üşenmeden ana hatları ve detayıyla bu idman programını çizer ve yazarken ben ve Erdoğan’ın gözleri Fatih’te idi.

Bugün Türkiye’nin en büyük teknik direktörü olan Fatih Terim hocasını öyle bir dinliyor ve arada sırada öyle çarpıcı sorular soruyordu ki, bir yılın idman programı bitip Fatih Terim tası tarağı toplayıp gittikten sonra, üçümüz aynı konuda birleştik: Türkiye’ye bir büyük teknik direktör geliyor diyerekten…

Fatih Terim, iki lig takımında antrenörlük denemesinden sonra önce milli takımımızda Piontek’e asistan oluyor, onun ayrılışıyla bu yetkiyi tek başına alarak ülke takımını tarihinde ilk defa 1996 Avrupa Futbol Şampiyonası finallerine taşıyan teknik direktör olma başarısını elde ediyor ve o yılın Temmuz ayında Galatasaray ile anlaşarak antrenörlük yaşamının en parlak dönemine ayak basıyordu.

Fatih Terim’i Galatasaray’ın teknik direktörü olarak üst üste üç sene Türkiye Ligi Şampiyonu yapan güç ne idi, takımın başında üç, 365 gün kalırken onu 11 kupa sahibi kılan sır nerden kaynaklanıyordu?

Bu kudretin toplamı şu idi: Türk futbolcusunun karakterini ezbere bilmek. Teknik direktör olarak çok çalışmak ve her günü taze bir başlangıç olarak yorumlamak, yeni bir şey öğrenmek ve öğretmek, 24 saat kendi ve takımıyla topun yanında kalmak ve yatmak…

Fatih Terim futbolcuları ile birlikte Florya’daki Metin Oktay tesislerini 24 saat kendi evleri yaptı. Hep futbol çalışıp, hep futbol düşündüler. Kötü ve iyi günlerinde kenetlenip, prim ve alacaklardan önce oynadıkları topun önemini birinci plana aldılar. Yönetim kurulunun başarısız ve sıkıntılı günlerine, futbol sahasında galibiyetlerle cevap verdiler. Yönetimin masa başındaki başarısızlığını futbol sahasında gürleyerek her keresinde kapattılar.

Bu inancı bu direnci futbolculara kah kendi maaşını ve ödemelerini almayan, kah oyuncuların parasal isteklerini cebinden ve hatırlı dostlarından alıp futbolculara veren Fatih Terim sağladı. Terim, üç şampiyonluğun sonuncusunda, takımın teknik adamlığını yapmakla kalmadı, Galatasaray futbol ekibinin ilk onbiri oldu, yedek kulübesini temsil etti, yöneticiliğini ve başkanlığını yaptı. Bu kadar çok başla uğraşan ve baş olan bir adamı, Galatasaray’ın kendisi diye kutlasak ne dersiniz?

İSLAM ÇUPİ
(11 Mayıs 1999, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.