Yönetimler ve teknik adamlar

Galatasaray, Beşiktaş, Fenerbahçe ve Trabzonspor olarak adlandırılan dört büyük kulübün yönetim bünyelerine baktığımızda aralarındaki uyum itibarı ile, kulüplerine sağladıkları fayda ile, yaptıkları transferler ile, en başarılı yönetimin Fenerbahçe’de olduğu kolaylıkla iddia edilir. Beşiktaş’ta Süleyman Seba anlayışı günümüzdeki globalleşmenin çok ötesinde bir ataerkil ailenin baba bütçesi etrafında dolaşırken, Trabzonspor Mehmet Ali Yılmaz’ın ağalık modelini andıran biçimi altında gün doldururken, Galatasaray Faruk Süren ve yönetiminden çok Fatih Terim’in çok başlılığı ile üç yıl üst üste şampiyonluk podyumunda tur atarken, Aziz Yıldırım komutasındaki Fenerbahçe yönetimi, belki bütün zamanlardaki sarı – lacivertli idarelerin en başındaki başarılı kadro olmak rekoruna doğru gitmektedir.

Geçen sene Löw’ün yarıştırmakta büyük beceriler gösteremediği için hem Galatasaray hem Beşiktaş’tan geri kalan Fenerbahçe kadrosu, şampiyon olacak dolulukta idi. Bu kalite ile yetinmeyen yönetim kurulu, üstüne Abdullah, Ogün, Johnson, Preko, Alpay ve çok cevherli gençleri bünyesine katarak sahaya iki takımla çıkmak gibi Türkiye’de hiçbir teknik heyete nasip olmayan bir futbol sermayesine imza attırmıştır.

Yıllardan beri futbol gündemimizde olan “kulüpler şirketleşsin ve kar etsin” mantığı Türkiye’de büyük kulüpler daha yapı değiştirmeden gerçekleşmiş, Aziz Yıldırım ve inşa sanatkarı Köksal Özbek yönetimindeki Fenerbahçe yönetim kurulu şirket olmadan bu kar özlemini gerçekleştirerek Okocha’dan sonra Balic’i de satmış ve 20 milyon dolarlık bir ihracat geliri sağlamıştır. Fenerbahçe şimdi haklı olarak Aziz Yıldırım kardeşimin delaletiyle devletten vergi iadesi beklemektedir. Oysa TC’nin vergi iadesini kimlere verdiğini herkes bilmektedir. Lütfen eski resmi gazetelere bakılsın. Kardeşlere yeğenlere…

Şampiyonluk adaylarından Trabzonspor’un teknik direktörü emektar Ahmet Suat Özyazıcı, yaşlı Hami ve ikinci üçüncü sınıf yerli futbolcularla bu yıl ligde şampiyonluk mücadelesine siftah atarken, bir sürü yerli futbol unvanları ile birlikte bir de şampiyonlar ligi muhtemel kamburu ile uğraşacak Feldkamp bir tarafta Toshack’ın bıraktığı safraları tasviye etmeyi sürdürürken, beri yandan kalitesi tartışılır kotası henüz bitmemiş yabancılarla uğraşmaktadır.

Son üç ligin şampiyonu Fatih Terim başındaki yönetimin özellikle şampiyonlar ligi çeyrek ve hatta yarı finali için teknik adamın ön gördüğü hiçbir pahalı ve Galatasaray’a yarayan transferi yapmaması Terim’in eski kadroya dönmesine sebep olmuştur. Rıdvan’ın elinde Türkiye’nin en iyi ve en pahalı kadrosu olmasına rağmen feryadını anlamak oldukça zorlaşıyor.

Löw döneminde şampiyonluk için yeterli Fenerbahçe kadrosunu anormal klas transferlerle dolduran bu yönetim kurulu, Balic satıldığı için Rıdvan’ın istediği doğrultuda klas bir golcü almak ve kadroya son çiçeği dikmekte kararlıdır.

Bu sene sonunda değil 2000 yılının mayısında Fenerbahçe şampiyon oldu. O zaman yönetime vereceğiniz şampiyonluk payının yanında futbolcular ve taraftara ayıracağınız hisseleri de çıkarırsak, teknik heyet ve Rıdvan Dilmen’e ne kalacak acaba?

İSLAM ÇUPİ
(13 Temmuz 1999, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.