F.Bahçe ve Rıdvan

Önce futbolculuğuna bakalım Rıdvan Dilmen’in…

Fevkalade hareketli bir sağ ayak. Her noktaya kolaylıkla dönen, kombine hareketleri bir flaşın ardarda patlaması gibi çok seri yapan bu sağ ayağı, yere sağlam basan dengeyi ustalıkla sağlayan ve o müstesna futbol vücudunu tam sağlıkla çimen üstünde tutan bir sol ayak…

Sahada oynanan futbolu ve oyunu oynayan 22 kişiyi her saniyede dikkatle takip eden gözler, akılda düşünülen ve hemen ayaklara inen baş döndürücü futbol hareketleri, çakan bir şimşek gibi birbirini süratle demontabl olan driplingler, oynayan bir takımı daha buluş futboluna yaratıcılığa ve karşı tarafı öldürmeye yönelten bir bitirici makine…

Rıdvan tam randımanla sahada iken ne aksayan bir taraf görürdünüz takımda, ne yerini bulmayan bir pas, ne netice getirmeyen bir dripling, ne yenilgi denen futbolun en kötü sonucunu…

Rıdvan tam randımanla sahada iken, ofansif slalomların en uzununu ve hilesizini yapar, golü ayakkabılarının en ucu ile koklar, ofansif zenginlikler için sahayı bir tepsi, topu ise bir yufka yumağı haline getirir, oyunu rakibin sezemediği yerlere açar, kimsenin umut etmediği anda golleri atar, çoğunu attırırdı.

Futbol oynarken böyle bir hücum meleği olan Rıdvan Dilmen, Vanspor’da bir yıl teknik direktör olarak çalıştıktan sonra Fenerbahçe’ye gelir gelmez “futbol defanstan inşaa edilmeye başlanır” diye kendi futbol kişiliğine ve hücum kapasitesine hiç uygun düşmeyen demeç ve icraatlara başladı. Defans garantisi diye sarı ve kırmızı kartları stili gereği kendi vücuduna sık sık çağıran, et dengeleri ile beyin düşünceleri uyumlu olmadığı için bol faullü futbol oynayan ve penaltıya açık bir tarzın oyuncusu olan, gittikleri takımda tam kapasite ile oynamayan Kemalettin, Saffet ve Erkan’a sarılması, forvet yıldızı Rıdvan’ın kafa anlayışını inkar etmekti. Yine bir forvet sihirbazı olan Fenerbahçe teknik direktörünün bu yıl kurtarıcı diye tüm forvet melekelerini kaybetmiş Moldovan ve Boliç’te ısrar etmesi, Tayfun diye bir meyvasız ağacı gündeme getirmesi yine mazideki Rıdvan’ı rahatsız eden ikinci husustu.

Sezon başından beri takım yapamama keyifsizliği, fizik kondisyonda görülen yetersizlik, sistem konusunda gözüken sahaya dağılım kifayetsizliği ve ölçüsüzlüğü “Fenerbahçe lige hazır değil” tanımına sebep olmuşsa bunun nedeni TSYD Kupası’nda Galatasaray’ı yenememekten kaynaklanıyor. Ben 58 yıldır bu büyük rekabeti seyrederim, Fenerbahçe’nin Galatasaray karşısında bu kadar güçsüz, ne yapacağını kestiremeyen, pısırık ve korkak halini ilk defa seyrediyorum. Hem de kendi sahasında… 14 bin Fenerbahçeli’nin 400 Galatasaraylı taraftara ezilişinin hikayesi olan o maç Fenerbahçe’nin sezon başı hazırlıklarını ve lig niyetlerini frenleyen bir oyundu. Rıdvan Dilmen teknik direktörlükte başarılı olmak istiyorsa bu işin üstüne öncelikle futbol adamlığını değil, futbolcu Rıdvan’ı dökmeli…

İSLAM ÇUPİ
(03 Ağustos 1999, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.