Sevik’siz 13 yıl

Geride kalan cumartesi günü Çakaldağı Mezarlığı’nda Namık Sevik’in 13. yıldönümünü hep birlikte yad ettik. Çakaldağı Mezarlığı’nda sevenlerin üzgün çehreleri altında irat ettiğimiz 13. yılda bazı anılar kafamıza üşüştü.

Namık Sevik, mesleğimizde bir duayendi. Çok az ve sakin konuşur, kelimeleri tek tek insanların kulaklarına gönderir, fakat bu arada o kısır konuşmada çok şeyi söylemek yeteneğine sahip olduğunu gösterirdi. Sabahleyin çok erken işine gelir, istihbaratı hemen toparlar, görevleri verir ve neticeyi beklerdi. Devamlı sigara ve kahve içer, servisi kısık gözlerle seyreder, sonra Nezih Alkış yardımcısına döner günlük istihbaratın ne olduğunu sorardı.

Namık Sevik çok az sinirlenir hiddetlenir, kişiliğinde sonsuz bir tölerans bulunurdu. Misafirleri boldu. Kolaylıkla iddia edilir ki, bütün İstanbul’u ve başkenti tanıdık olarak kucaklardı. Bu aileyi genişleterek rahatlıkla bütün Türkiye’yi de diyebilirdiniz. Bu kadar tanıdığı olmak, Türkiye’yi insanlardan örülü bir samimiyet yuvası yapmak, meslek hayatımda gördüğüm başka bir Sevik özelliğiydi. Sayfaya oturduğunda bütün servis dikkat kesilir, adeta gözünün içine bakardık. Dış ve iç seyahatlere hiç gitmez, servisin gezici faaliyetlerine hiç katılmaz, gerçek bir maestro gibi adamlara ve olaylara kumanda ederdi.

Bütün hatalarımıza, eksikliklerimize ve noksanlıklarımıza rağmen servisin üstüne kol – kanat gerer, kimsenin burnunu kanatmazdı. Dış dünyaya karşı tek savunduğu kendi personeli, kendi arkadaşlarıydı. Namık Sevik, Milliyet Spor Servisi’nin başında kaldığı sürece kişiliği ne kadar büyük olursa olsun, hiç bir yönetici ve futbolcuya kadrosuyla ilgili bir kem söz ettirmemiş, onları alabildiğine ve son noktasına kadar müdafa etmiştir.

Milliyet Spor Servisi’ne gelenleri büyük bir nezaketle ve samimiyetle karşılar, aynı sevecen tavırları randevu saatini uzatsa dahi herkes için gösterirdi. Korkunç bir istihbarat ağı ve dostluğundan ötürü genişlettiği bir kulağı vardı. Fenerbahçe, Beşiktaş ve Galatasaray’a süper ikişer muhabir bakmasına rağmen, bu kulüplerden Milliyet’e manşet olan haberlerin yüzde doksanını kendisi çıkarır ve sonra o kulüplere bakanların imzasını koyardı.

Bir ekip çalışması nasıl olur diye bir tartışma açıldığı zaman Bab – ı Ali’de Namık Sevik ve Namık ağabeyin yönettiği Milliyet sayfası hep örnek gösterilmiştir Cağaloğlu’nda.

İSLAM ÇUPİ
(24 Ağustos 1999, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.