Fener’in tarihi ve bugünü

Sarı – Lacivertli taraftar, Galatasaray şampiyonluğun dördüncü yılında bu dereceden azledilir mi, bunu sağlamak için Fenerbahçe’nin şunları yapıp şunları yapmaması gerekir şeklinde bir bilgisayar oyununa soyunması gerekirken, o kitle aktüaliteyi unutup Fenerbahçe tarihindeki en ideal kadroyu araştırıyor, en başarılı başkanın kim olduğu şeklinde sanal istatistiki bilgiler derlemek üstüne vakit geçiriyor.

Bir kulüp taraftarının eğer önünde başvurulacak sağlıklı bir kaynağı varsa, eğer doğru bilgi alınacak mehaza sahipse, kendi kulübünün tarihiyle ilgilenmesi o kesit içinden devrim yapan kulüp başkanı, yönetici ve futbolcusunu günışığına çıkarıp onları klase etmesi gelecek nesillere bırakılacak en iyi mirasdır. Ama bilgisayarın başına oturarak kendi gördüğü futbolcu kulüp başkanı ve teknik direktörlerden ibaret bir liste yapması ve bunu internette etrafa ilan etmesi ne kadar tutarlı bir Fenerbahçe tarih dilimi olur. Bir yıl çalışmış ve kendi sihirbazlığından çok rakiplerin uyuşukluğundan şampiyon olmuş bir takımın teknik direktörü Carlos Alberto Parreira’nın en başarılı teknik çalıştırıcı olduğunu nasıl veto ediyorsam, kaleci Rüştü’nün de Fenerbahçe’nin gelmiş geçmiş en büyük file bekçisi olduğu kanaatine de katılmadığımı belirtmek isterim. Hele çok sevmeme rağmen Ali Şen’in bu anket içinde gelmiş geçmiş en büyük Fenerbahçe kulüp başkanı oluşunu da çok yadırgadım.

Ben futbol seyretme hayatına İstanbul’da başlayan ve hala orda aynı patriğin eşeği ile haşır neşir biri olarak Fenerbahçe’deki başkan teknik direktör ve futbolcu grubunu 1910 – 1930, 1930 – 1950, 1950 – 1970, 1970 – 1990 ve sonraki dönemlere ayırıyorum. Birinci dönemdeki haf Mehmet Reşat’ı üç forvet Alaaddin, Zeki ve Bekir beyi görmedim. O devirde Fenerbahçe’nin kurucuları da dahil işbaşına gelen tüm kulüp başkanları ile teknik direktörleri es geçiyorum. Onlardan haberim yok. 1940 yılında Fenerbahçe’yi mevcutlu seyretmeye başladığımda çok merak ettiğim B.Fikret asker olmuş ve Ankara’ya gitmişti. Onu tekrar seyrettiğimde gençliğini ve gençlik meziyetleri ile kendine ait çalımlı dünyasını kaybetmiş ve hafif göbeklenmişti. Ondan sonra Fenerbahçe formasını hangi futbolcular giymişse, bugün 77 yaşına basmış son efsane K.Fikret ağabey dahil, hepsi belleğimdedir.

Ali Şen’e en büyük başkan diyenler Fenerbahçe başkanlığını tek parti döneminde Türkiye’nin başbakanlığı kadar yüce bir iş haline getiren Şükrü Saraçoğlu ile kendisine yapılan hakem itirazlarını “Fenerbahçe maç yönetenlerden daha büyüktür. O takım her hakemle top oynar” diye geri çeviren bir Zeki Rıza’yı unutanlardır.

Fenerbahçe’de bekler “iç”leri, haflar açıkları tutarken, “MW”yi Türkiye’ye getiren ve 1948 yılında hiç yenilmeden lig şampiyonu olan Macar İgnace Molnar nasıl unutulur? 1968’de disiplin ve bir insan sarrafı olan Rumen Ionescu, 1974’de Fener – Galatasaray rekabetini Sarı – Lacivertli takım lehine büyük bir farka götüren Didi, Parreira karşısında nasıl saf dışı bırakılır?

İSLAM ÇUPİ
(07 Aralık 1999, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.