Metin Oktay ve dostluk

Galatasaray kulübünün Florya’daki tesislere uzun süredir Metin Oktay ismini vermesinden sonra, şimdi oraya heykelini dikerek resimlendirilmesi bir futbol ölümsüzü için varılabilecek en büyük mazhariyettir. Mesleğimin ilk yılları Metin Oktay’ın en azılı futbol yılları ile geçen ben, o futbolu bıraktıktan sonra en koyu dostluğa dönerek aynı gazetede fikir verdiğimiz müşterek sütunlara ve ölünceye kadar bir aile dostluğuna dönüştü.

Benim Metin Oktay ile büyük dostluğum 1961 yılında Akşam’da çalışırken büyük bir kavga ile başladı. Ben Metin Oktay’ın o andaki çok formsuzluğunun kadınlardan kaynaklandığını belirtmek için, bir kaç gün sürecek “tembel pabuçlar”ı gazetemde tefrika etmeye başlarken, yazı dizisi Gündüz Kılıç’ın talimatı ile genel yayın müdürü Galatasaraylı Osman Karaca tarafından yayından kaldırıldı. Tefrika kesildikten sonra Gündüz Kılıç beni kulübe çağırdı, gönlümü almak için türlü laf parendeleri attı ve hatta Galatasaraylılar’ın böyle kritik günlerde ipliklerini içerde muhafaza etmek gerekliliğinden sözetti, hatta benim “Ben Galatasaraylı değilim” sözlerimi bile kaale almayarak…

Çünkü ben, o güne kadar o zaman Beyoğlu Hasnun Galip Sokağı’nda olan Galatasaray karargahından hiç bir gün eksik olmaz Metin Oktay, Suat Mamat, Ergun Ercins, Kadri Aytaç, Turgay Şeren, yedek kaleci Yüksel Alkan ile gazeteci – futbolcunun çok ötesinde samimi bir dostluk yapardım. Onun için çevre ve Galatasaray’ın kongre büyükleri bu manzaradan ötürü bana Galatasaraylı yakıştırmasında bulunurlardı sık sık. Üstelik “futbol bizim dünyamız” adlı Galatasaraylı teknik adamların çıkardığı futbol kitaplarında bütün resim altları benim imzamla yazıldığı için okur da böyle hükme varırdı.

Benim 42 yılı bulan meslek hayatım içinde ölümsüzleşen yüzlerce futbolcu ve teknik direktör portresi içinde Gündüz Kılıç, Metin Oktay, Turgay Şeren, Suat Mamat, Kadri Aytaç, İsfendiyar Açıksöz, Ergun Ercins, Ergun Acuner ile ilgili yüzlerce yazım yüzünden beni çok eski kuşak Sarı – Kırmızılılar hep kendilerinden sanmışlardır.
Hatta Metin Oktay şerefle dolu futbol hayatını kapadıktan ve insanlığımız birbirimizin içine iyice geçtikten sonra, bir içki masasında bir akşam bana aynen şunları söylemişti:

“İslam, biz futbol ve yazarlıkta birbirimizi büyüttük. Ben sahada oynarken, sen Bab – ı Ali’de yazarken, sen Bab – ı Ali’de yazarken ben sahada oynarken büyüdük. Şimdilerde böyle bir beraberlik yok.”
Günümüzde futbolun ilerlemesine rağmen, sahalar çimlenip örnek bir duruma gelmesine rağmen, TV’lerde naklen yayın zenginliğine rağmen, amatörlükten profesyonelliği geçiş üst seviyelere gelmesine rağmen, o eski futbolcu teknik adam gazeteci arasındaki dostluklardan eser yok. O eski sevdalar bardak oldu, şimdilerde…

İSLAM ÇUPİ
(11 Ocak 2000, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.