Sergen eski tas eski hamam

Sergen Yalçın iddiası hiç olmayan bir üçüncü lig takımında veya Türkiye’de iddiası en büyük Beşiktaş, Fenerbahçe veya Galatasaray formasını giysin onun için futboldaki kişisel formda olma biçimi hiç değişmez. Bu iddiayı Türkiye’nin içinden dışına taşıyın Milan, Barcelona veya Manchester United deyiniz transferin adına Sergen Yalçın’ın futbolda kıpırdamayan tüyüne bir hareket kazandıramazsınız.

Onun için futbol nerede yuvarlanırsa yuvarlansın, futbol iddialarının derecesi ne olursa olsun, bir maç dünya şampiyonası finali de olabilir bir mahalle bitim maçı da oynanabilir. Sergen Yalçın’ın bütün bu çeşitlilik içinde, futbola bakış tavrı maç algılama biçimi aynıdır. Sergen Yalçın idman şeklini, vücut halini, eforunu maçların önemine göre kaldırmaz gün ve gün durumu aynıdır. Zeman “50 idmanın kırkında yoktu, olan on idmanda da benim dediğime göre değil, kendi keyfine göre çalıştı” diye tarif ettiği Sergen, Galatasaray’a ve Türkiye’nin en ciddi çalıştırıcı Fatih Terim’e düştüğünde aynı tembel ve isteksiz tavrını Florya Metin Oktay tesislerinde sürdürüyor.

Galatasaray idmanlarını ısrarla takip eden muhabir arkadaşların, Florya’da bir yeni olmasına rağmen Sergen ile ilgili çalışma raporunda öyle canı gönülden portreler yok. Yine idmanın en gölgelik yerinde saklanıyor, yine sık sık ayağı çekiyor ve Fatih Terim onu şimdilik maçın bütününde değil, 15 – 20 dakikalık bölümlerinde takımın stepnesi gibi kullanıyor. Bu çalışma şekli ile, bu futbol iştahı ile, bu idman görüntüsü ve aşkı ile, Sergen Yalçın’ın Fatih Terim’in gözünde ve kafasında “maçların tam adamı olma imajını” yakalaması o kadar zor ki. Bekleyelim zaman kimi haklı kılacak.

Sergen Yalçın futboldaki presi, yardımlaşmayı, asisti savunur veya reddederken, son derece zeki ve ağzı laf yapıcıdır. Örneğin kornere ağır ağır giderken, kendisine bir itiraz geldiği zaman “Takım o saatlerde 2-1 galipti o anda acele etmek mi ağırdan almak mı takım için avantajlıdır” diye ilgi çekici cevaplar verir. Sergen bazı maçlarda takım arkadaşlarına nefis gol asistleri yapar. Bu Sergen’in kollektif oyuna sevgi ve saygısından çok, o anda kendi itimat etmediği gücünü kullanma korkaklığından kaynaklanmaktadır. O pastaki feragati arkadaşını tehlikeye atmak veya arkadaşı gol atarsa, harika bir top attı diye övgülerin kendisine gitmesini sağlamaktır. Sergen Yalçın’ın sahadaki duruşuna ister tembellik deyin, ister halsiz ustalık deyin, o bu lüksünden ömür billah vazgeçmemiştir.

Beşiktaş’ın alt yapısında bu oyuna sevdalanan Sergen Yalçın’a, Tanrı futbolla ilgili ne kadar meziyet varsa onların tümünü bu vücudun içine topyekün sokuvermiş. Sergen Yalçın’a doğal olarak bu kadar cömert davranan yaradan onun kafasına bu mesleğin profesyonel disiplin ve o disiplinin gereklerini hiç ısıtarak sokmamış. Türkiye’de tüm futbol yazarı arkadaşlar, Türkiye’deki tüm teknik direktörler Sergen’in futbolda adam akıllı olması için gayret sarfettiler, bu gayretleri her seferinde o boşa çıkardı.

İSLAM ÇUPİ
(18 Ocak 2000, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.