Süleyman Seba gitti

Ey tribünün bir kısmını dolduran Beşiktaşlı olmayan Beşiktaşlılar, ey bağırma özgürlüğü olan Beşiktaş rozetli Beşiktaşlı olmayan Beşiktaşlılar, ey sadece sahadaki takımın derecesine bakıp bir kulübü şampiyonluklarla ölçüp, başka taraflarını görmeyen Beşiktaşlı olmayan Beşiktaşlılar, o “Defolup gitsin” dediğiniz adam artık koltuğundan kalkmış boşluklara hiçliğe gidiyor. Kendini ve kongreyi halis gözyaşlarına bulayarak…

Sizin “Defolup gitsin” dediğiniz, benim ve benim gibi İstanbul’un ve Beşiktaş’ın en eski halini bilenlerin baştacı ettiği sevgili Süleyman Seba, Şeref Stadı’nın kuzu kadar fareli soyunma odalarından aldığı Beşiktaş’ı, 16 yılda Türkiye’nin tesis bakımından saraylarla donatılmış bir spor kurumu yapan yüce insandır. Siyah – Beyazlı camiada şimdiye kadar hiçbir başkanın ve yönetim kurulunun başaramayacağı işlerin altını imzalamış sevgili Süleyman Seba’ya bir tarihi teşekkürü az gören, bütün bu Beşiktaş eserlerinin altında mala ve tuğlası bulunan insanı inkar edenler, önce ne İstanbul doğumlu ne İstanbul terbiyesi almış bir aileden gelmek yerine, İstanbul’u sonradan istila etmiş taşra Beşiktaşlılar’ıdır.

Yoksa babası ve annesi Akaretler’de doğmuş ve kendisi de o yörede büyüyerek Beşiktaş’a sevdalanmış bir futbolsever, o yokuşun başından ortasına kadar yürüdüğünde 1939’un Beşiktaş’ını zihnine getirir, o balçık stadın iki yılda bir Hakkı kaptanın ayak dürtüleriyle yongası koptuğu için kale direkleri değiştiğinde bu yenilenme aşkına bayram yapan taraftarları anımsar, sonra sadece o yokuşta yükselen siyah – beyazlı dev tesislere bakıp sevgili Süleyman Seba’ya binlerce teşekkürü vefa borcu bilir. Süleyman Seba tarihinde sadece zaman zaman sahada şampiyonluklar kazanmış bir kulübü Kartal’dan Ümraniye’ye, Erikli’den Yeşilköy’e kadar uzanan hinterlandda bir tesis devi yapmıştır. Şampiyonluklar gelecek nesiller için sadece arşivlerde kalan övünmelerdir, ama gelecek siyah beyazlı nesiller için Beşiktaş İstanbul’un çeşitli yörelerine dağılan tesislerdir. Bunun mimarı 16 yıl sonra bir kısım Beşiktaşlı olmayan Beşiktaşlılar’ın “Defolup gitsin” diye kötü uğurladıkları Beşiktaş tarihinin en büyük başkanı Süleyman Seba’dır.

Duygu dolu sözcüklerle kararını ilk defa Milliyet Sorumlu Müdürü Zeki Çol’a açıklayan sevgili Süleyman Seba, çok üzgün bir ifade ile en çok “Defolup gitsin” ibaresine takılıp kalmıştır. Bu kadar hizmet eden başkan eğer 1940 senelerinde İstanbul’da yaşasa idi, o halk böylesine tesislerin altında 40 gün 40 gece fiesta yapar bu eserleri bu kente kazandıran insana tapardı.

O eski İstanbul ve o eski insanlar yok artık… Başkanlığı bırakması, hem Süleyman Seba için hem Beşiktaş için doğacak bir özlemin başıdır. Aranırsa iki üç yıl sonra Süleyman Seba’yı bir daha geri getiremeyiz. Çağırsak da geri getiremeyiz, ağlasak sızlasak da geri getiremeyiz. İnşallah Beşiktaş böyle bir özlemle baş başa kalmaz, bundan sonraki günlerinde..

İSLAM ÇUPİ
(15 Şubat 2000, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.