Denizli mi yoksa Fenerbahçe kini mi ?

Mustafa Denizli´ye bir çullanma ki‚ altta kalanın canı çıksın. Mustafa Denizli bundan sonra teknik direktörlük macerasına Milli Takım´da devam etseydi‚ kimse onun Avrupa Futbol Şampiyonası finallerinde aldığı sonucu iplemeyecek ve adamın gırtlağına ellerinin ikisini birden geçirmeyecekti.

Ama Mustafa Denizli‚ teknik direktörlüğünü Milli Takım´ın üzerinden çekip‚ Fenerbahçe´nin üstüne serince‚ Galatasaray´ın yazılı ve görüntülü basındaki mikrofon ve kalemleri dişlerini adamın kaba etlerine geçiverdiler.

Mustafa Denizli‚ Milli Takım´da Fenerbahçelilik yapıyormuş. Mustafa Denizli sabit fikri ve inadıyla Milli Takım´ı yanlış adamla şekillendirip‚ yanlış oynatıyormuş. Mustafa Denizli‚ Fatih Terim kompleksi yüzünden kendi mesleğine ve Milli Takım´a ihanet ediyormuş. Bu kalemşör ve görüntüşörlerin dürtüsüyle tam gaza gelen Türk tribünleri ilk iki maç Mustafa Denizli ve milli formayı giyen futbolculara oturdukları yerden yakası açılmadık küfürler savurmuşlar‚ açtıkları Coca Cola şişelerini içmeden Ay – Yıldızlı başlara atmışlardır. Avrupa Futbol Şampiyonası´nda sanki Milli Takım İtalya ve İsveç´le oynamıyor‚ medyanın Galatasaray kanadı Mustafa Denizli ve Fatih Terim´i karşı karşıya koyarak yeni bir Galatasaray – Fenerbahçe maçına sahne açıyor.

Oysa Mustafa Denizli hem tertibi hem inancı ve hem de sahaya yaydığı futbolla bu turnuvanın en doğrusunu İtalyan maçında yapmış‚ en büyük zılgıtı da bu oyundan sonra yemişti. İsveç maçında sahaya sürdüğü Galatasaray çokluğundaki takım hem oyun anlayışı‚ hem kondisyon‚ hem de birbirini anlama yönünden birinci maçtaki armoniyi tuttaramamış ve ikinci maçtaki on bir‚ bunu şiddetli öneren Galatasaray kanadıyla birlikte turnuvanın en kötü maçlarından birinin altına imza atmıştır.

Mustafa Denizli‚ Avrupa Futbol Şampiyonası elemelerinde kullandığı kadroyu final stratejisinde daha değişik bir güçte kullanabilir miydi ? Bana göre bunun imkanı yoktu. Çünkü Türk futbolu federasyonlaşıp‚ milli maçlar oynamaya başladığı 1923 yılından günümüze kadar‚ iki üç günde bir ciddi maçlar yapılan böyle turnuvalara ne adale açısından hazırdı‚ ne de psişik ve moral bakımından… Futbolumuz ve oyuncularımız bu kadar kısa sürede bu kadar maç oynamaya müsait ve hazır bir endüstride filizlenmiş değil. Malum basın ve TV kanadı Mustafa Denizli ve Fatih Terim´den olma bir Galatasaray – Fenerbahçe rekabetini Belçika´ya taşıyarak‚ orada bir potada kaynatmaya hayalciliğine başlamışlar bile.

Biri Fiorentina´ya gitmişken‚ öteki Fenerbahçe´de göreve başlamamışken…

İSLAM ÇUPİ
(20 Haziran 2000, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.