İstanbul 1940-2000

Futbol Federasyonu Türkiye’de yabancı oynama hakkını 5 artı 1’le sınırladı. Artık telefon numaralarının ilk iki rakamı gibi mütemadiyen değişen bu matematikLe iş çığrından çıktığına göre, Futbol Federasyonu’nca yabancılar en serbest konumuna gelsin. Madem ki, Türkiye AB’ye girdi. Koparıver yabancı tesbihi, taneleri istediği gibi ortalığa dağılıversin.

Şimdi yabancı göçüne kapılarını 360 derece açan 5 artı 1 yabancı kontenjanının çoğalmasını her fırsatta isteyen Türkiye, 1940 – 1950 arası futbolda her şeyi kendi yetiştiren ve kendi oynatan müteşebbis bir ülke idi. O zaman futbol lig kapışması ile Türkiye’de sadece İstanbul, İzmir, Ankara ve Trabzon’da oynanır, üç – beş bini bulan seyirci hafta sonlarına mesire yerine gitmektense, çayırdan bozma stadlara doluşurdu.

İstanbul bu futbol kentlerinin en gelişmişi ve oyuncu yönünden en çarpıcısı idi galiba… 1940 – 1950 arasında Fenerbahçeli olanlar efsane kaleci Cihat Arman’ın üç direğin solundan sağına resitali ile keyiflenir, ikinci reylerini futbolun bob stili K.Fikret’e kullanır, Beşiktaşlı olanlar iki fırtına Şükrü Gülesin ve Kemal Gülçelik’in rüzgarının altında şampiyonluk hayalleri görürler, taraftar olarak en azınlık olan Galatasaray ise, bütün fıyakasını Gündüz Kılıç ve Bülent Eken etrafında odaklaştırırdı. İstanbul o tarihte enflasyonu tanımayan ekonomisi ile, 600 bin İstanbullu nüfusu ile, doları 67 kuruş olan refahı ile, denizi doğası ve bahçeli ev yerleşimi ile Türkiye’nin en gıpta edilen kentiydi.

1950 yılının eylül veya ekimi idi. İsrail Milli Takımı’nı kötü bir oyundan sonra Lefter’in son dakika golüyle 3 – 2 yenmiştik. O oyunda Glazer diye İsrailli santrfor maç boyunca defansımızı hallaç pamuğu gibi yoğurmuş, bir gol atmış ve bu performansıyla Fenerbahçe’ye transfer olacağı söylentileri çıkmıştı. O zamanki haftalık spor dergileri bu haberi uzun süre manşette tutmuş ve konuyu o zaman Fenerbahçe umumi kaptanı Hayrullah Güvenir’in şu sözleri kapamıştı:

“İsrail yeni bir devlet oluyor. Futbolu, ekonomisi, yönetimi ile yepyeni bir ülke. İsrail’in kuruluşunda Türkiye ve İstanbul’da yaşayan Museviler’in büyük katkıları oldu. Şimdi Glazer 10 bin doları cebine koyup, Fenerbahçe’ye gelirse, ona bir yıl forma giydirir, buradan Avrupa’ya ihraç ederiz.”

Hayrullah Güvener’in dediği ne 10 bin dolar geldi Fenerbahçe’ye, ne de Glazer…

Şimdi Türkiye’de Revivo denen bir İsrailli futbolcu var. İspanya’dan sonra Fenerbahçe’de oynayacak, hem de oyun kurucu olarak… 10 bin doları cebine koyup, Türkiye’ye gelemeyen Glazer’e karşılık Revivo 8 milyon dolarlık transferiyle Fenerbahçe’ye ayak basıyor. 1940 yılından 2000 yılına girdik. İstanbul 85 vilayetten gelenlerle şiş bir karın gibi 600 bin nüfustan 15 milyon oldu. Bahçe evlerinden gökdelenlere uzanan bir esaret yaşıyor İstanbul. Revivo’nun şahsında transfer değil, karabasan görüyorum.

İSLAM ÇUPİ
(18 Temmuz 2000, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.