Hakan Şükür’e hatırlatmalar

Hakan Şükür milli maç için Türkiye’ye her gelişinde adı nostalji olan bir kaybı derinden duyuyor ve arıyor. Bazen ana babayı, bazen arkadaşlarını, dostlarını, bazen Kaşıbeyaz’ın sofralarını ve kebaplarını, bazen Adapazarı, Bursa ve İstanbul’da geçirdiği günleri ve olayları, bazen de Galatasaray’ı futbolu ve yeşil çimenlerdeki ihtişamlı top geçmişini… Oysa bunların hepsi mazi. Hakan bunları unutup artık geleceğe güvenle bakmalıdır.

Bunlar insan olan duygu denen kişiliği hisseden her canlı varlığın içinden çıkarıp kolay atamayacağı çok kıpır kıpır kavramlardır. Ana baba ne kadar kutsal varlık olursa olsun tanrı gecinden versin bir gün toprak olacak, arkadaş ve dostların er geç seni terkedecekler, sen karın ve küçük kızınla birlikte büyük futbol oynamış bir Türk oyuncusu olarak anılacaksın. Öyle olmaman için şu depremli, şu ruh hali bakımından en fırtınalı günlerde binlerce kere “Ben Türkiye’de değil, İtalya’dayım. Ben Galatasaray’da değil, İnter’de oynuyorum” diye prova yapmalısın Hakan. Karın ve küçük kızın ve özellikle Hakan Şükür olarak sen futbolculuğunu aklını ve istikbalini İnter ve Milano’da görüp herşeyi İtalya için ayarlamalısın. “Dünyanın en zor ligindeyim fakat başaracağım” diyeceksin. “Galatasaray’da bana dünyanın sayılı bir kaç büyük futbolcusundan biri dediler, ben bunu İnter’de tekrar ettireceğim” diye şartlanıp düşüneceksin. Senin İtalya sahalarında golsüz dolaşışın, yedek kulübesinde pinekleyişin her Galatasaraylı ve Türk vatandaşını kahrediyor. Seni 10 yıldan beri İstanbul’da seyreden, her futbolcuda bulunmayan emsalsiz meziyetlerini yakından bilen bir kişi olarak ben, İtalya’da 20 golünü ve İnterli taraftarları ayağa kaldıracak flaş on maçını bekliyorum. Bunları yapacak futbol güvenin ve hırsın var. Futbol topu Türkiye’de seni en büyük yaptı, aynı top aynı şeyi İtalya’da niye yapmasın ki…

Bu Türkiye nostaljisinde, bu İstanbul ve Galatasaray geçmişinde bu kadar takılacak ne var. Bu Florya Metin Oktay tesislerinde, bu Kaşıbeyaz’ın lokantasında, bu Kasımpaşa’daki işkembecide, dükalığın eğlence yerlerinde ve sinemalarında insanı bağlayacak esir edecek hangi kementler var? Yaşamın dikalası İtalya’da, Milano’da var. Sen oraya lisanın, karın ve kızın da moda olarak ısınırsa kimse İtalya’yı iyi futbolu Avrupa krallığını ve İnter’i senin günlerinden çıkaramaz.

İtalya’ya Brezilya’dan Arjantin’den İspanya’dan ve diğer ülkelerden gelen futbolcular orada çimen kişiliklerini yaratmak için, o ülkenin lisanını kapmak için neden bu kadar savaşıyor da, Hakan Şükür bunların hiçbirisini yapmıyor. Hakan Şükür’ün nostaljisi gani de, onların hiç mi yok.

Hakan Şükür ile ilgili İtalya basınında döneceğine dair havadisler gırla çıkıyor. Yabancılarda niye bu geri dönüş tutkusu yok. Hakan Şükür eski teknik direktörü Fatih Terim’den İtalya’da kalmak için biraz direniş dersi alsa ya!

İSLAM ÇUPİ
(24 Ekim 2000, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.