Tribündeki edebiyatçı


deneme


Geçen salı ölen ve cuma günü Zincirlikuyu Mezarlığında toprağa verilen usta yazar‚ şair‚ hikayeci‚ romancı ve tiyatro yazımının dev ismi Necati Cumalıyı eserlerindeki satır tanışmışlığımızın dışında Milliyetin bir türlü yerine koyamadığı spor sorumlu müdürü Namık Sevikin Cağaloğlu binasındaki odasında cismen tanıdım. Ebedi eser verecek yazın ve dinamiğin dışına düşen Necati Cumalı‚ “tribündeki edebiyatçı” başlığı ile Milliyet spor sayfasına yazılar yazıyordu. Sevik ağabeyin haftada iki – üç muhakkak tekrarlanan öğlen köfte partilerinin yüzlerce şöhretli müdavimlerinden birisi idi.

Türkçeyi bir sihirbaz gibi kullanan şiir‚ öykü roman ve tiyatro eserleriyle Türk hatta dünya edebiyatındaki yerini alan Necati Cumalı‚ ince ve heceleri biribirine rahat geçiren bir sese ve Balkanlardan kopup gelen beyefendiliğe sahipti. Bazen bana sitem eder ve bu kadar usta yazarlığımı niye hikaye ve romana atmadığımı yana yakıla söylerdi. Bense yaptığım mesleğin ve yazı yazdığım sahanın kudretlerinden söz eder ve yapılmayacağını bile bile “Daha ilerki yıllar belki olur” derdim.

Namık Sevik ağabey meslekte böylesine bir devdi işte…

Her alanda şöhret olmuş kişilere Milliyet spor sayfasında yer açar ve arada sırada onlara yazı yazdırırdı. Doktorlar‚ sayılı avukatlar‚ gazinolardaki şovmenler‚ tiyatrocular‚ kulüp başkanları‚ jokey kulüp ekabirleri‚ üniversite profesörleri‚ teşkilatın ileri gelenleri ile bakanlara fırsat buldukça yazılar yazdırırdı. Milliyet gazetesindeki astları‚ kendisini çok seven ve sayan diğer gazetelerdeki dostları ve rakipleri Namık Sevikin spor sayfasını herkesin yazı yazdığı bir eser – i cedit haline getirişini anlamsız bulur hatta çokca kızarlardı.

1982 yılında Tercümandan Milliyete geldiğimde “Türkiyedeki 50 fıkra yazarı ve 50 soru” diye düzenlediğimiz bir dizi röportaj herşeyi ayna gibi ışıldattı. Metin Tokerden Nadir Nadiye‚ Çetin Altandan Necip Fazıla kadar değişik kamptaki bu konuşmalara Türkiyede öyle yer ve kişilerden övgü ve yergi geldi ki‚ o zaman Namık Sevikin spor sayfasını nasıl kullandığını geç de olsa anladım.

Yıllarca benim ve meslekte benim gibi eski olanların yığınla tenkidine hedef olan Namık Sevik anlayışı‚ spor sayfasını Hyde Parka çevirirken çok adama açtığı spor sayfasını çok adamın ve çevresinin okumasını temin ediyormuş. Namık Sevik herkese yazı sloganı ile Türkiyede herkese okuma eğitimi yaptırıyormuş… Namık Sevik Babı Alide o zaman tek sayfa değil bir gazete çıkarıyormuş meğer. Kimsenin haberi olmadan…

Necati Cumalı ile geçen hafta temelli vedalaşırken esas hayranlığım bir kere daha Namık ağabeye gitti…

İSLAM ÇUPİ
(16 Ocak 2001, Milliyet)

No Comments

Leave a Comment.